İŞTE MAHKEMENİN VERMİŞ OLDUĞU KARAR

ABONE OL
Kasım 25, 2012 13:53
0

BEĞENDİM

ABONE OL

                    İFTİRA İSE İSBAT ETSİNLER

 
              SELÂNİK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
 
İlâm Karar Numarası: Adet/451
 
      Abduş’un ölümünden sonra Zübeyde Abduş’un karısı olduğunu ve oğlunun da Abduş’un oğlu olduğunun iddiası ile açmış olduğu mirâs dâvasında Abduş’un kardeşleri, mahkemeye vermiş oldukları iddianâme de Zübeyde’nin Abduş’un karısı olmadığını ve umumhâneden (genelevin den) odalık odalık alındığını ve oğlu Mustafanın iki yaşın da kucağında olduğunu ve Abduş’un bilâveled (çocuksuz) öldüğünü, iddiaları ile keyfiyetin umumhâneden sorulma sı talepleri üzerine umumhâneye yazılan tezkerenin ceva bında. “Zübeyde’nin, oğlu ile beraber 19 haziran 1292’de umumhânemize duhûl edip,Yenişehir’li Abduş isminde bir kabadayı ile anlaşıp 11 haziran 1298’ umumhânemiz den hurûç etmiştir (çıkmıştır)” Bu yazıya istinâden Zübeyde’ nin dâvasının reddine karar verilmiştir.
 
    22 Kanûni-Evvel1298, 20 kuruşluk pul, Hakim Aza Aza, Selânik Asliye Hukuk Mahkemesi, Mühür
 
          İşte Mahkeme kararı, işte Bu milletin başına örülen çorabın ipliği. Yorum sizlerin yani Aziz mü’min Milletindir
 
     MUSTAFA KAMAL
 
     Selâniklidir Harbiye mektebinde okumuş, erkan-ı harp çıkmıştır Kimi dönme, kimi sırp, kimi Bulgar, kimi Pomak diyor, Babası ve anası hakkında rivayet çok Aslında doğ duğu yer genelevidir-bellidir Anası makedondur Muhak kak olan bir şey varsa, anası belli babası meçhul
      Fizik ve teşrihî vasıfları – Uzun boylu, sarışın, mavi gözlü, kemiklice., elmacık kemikleri Moğollar gibi çıkık, burnunun ucu kabarık, domates gibi kızarmış, burnu çirkin değilsede türkte olmayan bir yüz saçları ağırmıştır Fakat dikkatle boyar, altın sarısı yapar Saçlarının beyazlığını göstermemeğe çok dikkat eder
     Cimcimesi pek biçimsizdir Alnında azîm cephesinin cevfinin teşkil eden kafası pek ileri çıkıktır Bu sebeple kaşları ilerdedir Bu ekseriya müteraddi şahıslarda olur Kaşları gürdür Alnının ortasında ufki bir çöküntü mizabe halinde bütün kafasını dolaşır Kafası ile yüzüne adeta bir kum sâati manzarasını verir Bu çukurun üstünde az bir kısım vardır Bu da bir kelek kavununun ufak bir parçası kadardır Bu da bir tereddi eseridir Halii tabide gözlerinde şaşılık yoksa da şarhoşluğunda ve kızdığı vakit tamamiy le şaşı olup gözünün biri bir yana diğeri, diğer yana ba kar Bu da tereddi eseridir
     Demek ki: mütereddi bir baba mahsûlüdür
     Bütün heyetiyle Bulgarların Moğol tarzında olan kısmı na benzer
     Fevkâlâde zeki değil, fakat zekî denen insanlardandır Hatta ona zekî dahî dememelidir Bir çok şeylerde çok ap taldır Hele ileriyi hiç göremez, akl-ı selim-i hiç yoktur Bunlar onda bariz bir sûrette azdır Ancak entrikâda fevka lâde mahirdir Bizde yanlış olarak entrikacılara zekî derler
Vakıa entrika yapmak için zekî olmak lâzım gibi gelirse de değildir Dimâğda her şey için hûsûsi bir merkez vardır Bazı adamklar vardır ki, son derece ahmaktır, fakat bazen öyle entrika yaparlarki insa, bu ahmak adam, bu entrikayı nasıl yaptı diye şaşar Sonra, nice zekî adamlar vardır ki, asla entrika yapamaz Yüzlerine gözlerine bulaştırırlar Bunlar isbat eder ki, entrika için dimağda ayrı bir merkez vardır Zekâ ile münâsebeti yoktur Demek
Mustafa kamal da entrika merkezi çok neşvünemâ bul muştur Herkesi birbirine katar, iffâl eder, mantara bastı rır
     Moral-faaldir Harekâtında pek çabuktur Süfli ve habis bir ruhu vardır Pek çok içer, içkilerden rakıyı sever Çalgı çal dırır Çaldırdığı hep curcuna havalarıdır İşret alemine katil, dalkavuk, cahil, fuhşa müptelâ insanları toplar Sev diği adamlar zaten bunlardır Yüreğinde asla merhamet yoktur Babası, oğlu olursa da keser Gayet vicdansızdır 
 Hiç dürüst hareket etmez Herkese en kötü şeyleri yapar Vicdanında asla bir azap duymaz Hiç doğru söylemez İşi hep yalan dolandır Asla meşru iş tanımaz Mutlaka haksız şeyleri yapar Kanun, usül, âdet, edep denilen şeyler onun için mevcut değildir Hiç kimseyi sevmez Hattâ en sadıkla rını bile Böyle hislerden mahrumdur Anası ölmüş, cenaze sine bile gitmemiştir Necib ve insani hislerden tamamen ârîdir Kimseye itimâdı yoktur Herkesi korku ve ihsân ile tutmak sistemindedir Her kim yanına girse, çıkınca yanındakilere onunaleyhinde türlü şeyler söyler bir âdeti de ricâl ve meb’usları birbirine düşürmektirn Herkese “O senin aleyhinde şunu söyledi” der Biri bir şahıs aleyhin de kendisine mektup yazarsa, o mektubu derhâl o şahsa verir Casusluğa çok ehemmiyet verir Memleketi casuslar la doldurmuştur Hem de casusların her dediğine inanır Gayet evhamlıdır Her saçma şeyden bir mühim manâ çıka rır Eğer KUVVETSİZ İSE, PEK KORKAKTIR,kaçmağa çalışır Eğer KUVVETLİ İSE GAYET CESURDUR, KANLI BİR CANA VAR OLUR, PARAM PARÇA EDER Makyavellik en sevdiği şeydir Gayet mevki ve şan harisidir Ve bunda pek kıskanç tır En ufak bir şerefi bile başkasına veremez Ölüle ri bile şeref hususunda kıskanır Meselâ Namık Kemâl’i bile
     Gayet mağrur ve kibirlidir Nazarında Dünyada kendin den başka adam yoktur İSTER Kİ HERKES KENDİSİNE TA PINSIN Gayet müstebittir Tenkide, hattâ bir müteleâ be yânına tahammül edemez Gayet para canlı ve hasistir Bü yük bir servet toplamıştır Pek tamahkârdır Müthiş hırsız, mürtekip ve rüşvetçidir Hem de bunları hiç utanmadan yapar
     Müthiş bir ayyaştır Her gece sabaha kadar içer, körkü tük olur Bütün ömrü öyledir Gençliğide böyle içki ve fuhuş ile geçmiştir DECÛLİYETİ YOKTUR, fakat şehvete pek düşkündür FUHŞUN KADIN, ERKEK, FÂİL, MEF’UL HER NEV’İNİ YAPAR Bu sebepten veya ANASI FAHİŞE OLDUĞUNDAN OLACAK Kİ BÜTÜN MİLLETTEN NÂMÛS   VE İFFETİ KALDIRMAĞA ÇALIŞIR harbiye mektebinden beridir ki (82402) kalkmaz (Edepden dolayı rakam dili ile yazıldı) Bu sebeple fuhşa İNHİMAKİ çoktur Uğraşır Bun lar da zaten TEREDDÎ eseridir Böyleleri fuhşa düşkünolur
     Böbreklerine kadar çıkmış bel soğukluğu vardır İltiha b-ı külliyeden ikide bir beline ağrı gelir Banyoya girer Bu sebeple banyoları çok sever FİRENGİYE MÜPTELÂDIR Son zamanda yüzü DELİRUİM TREMEM denilen hastalıkta ki hey’eti almıştır Elleri titriyor Kâlbi rahatsızdır Bunlara rağmen yine çok rakı, tütün ve kahve içer, fuhuştan kendini alamaz Bunlarsa bu hastalıklara pek muzırdır
     Frengisi Trablusgarb’ta gözüne vurmuş, İRİTİS olmuş Göz doktoru Şam’lı Münir Ahmed iyi etmiş Bu adam umu mi harpte Hicâz’a gitmiş, asilere iltihak etmişti Kokain çekerdi Onu telgrafla Kahire’den Ankara’ya getirdi Sıhhiyye Vekâletine müşâvir yapıyordu Sonra gureba Has tahanesine çırağ çıkardılar Mustafa Kamal’in ona teveccühünü işiten Kahire’deki birkaç Türk Doktor ve Eczacı bunun denâetini bana yazdılar Bende bu mektupların birini Mustafa Kamal’e gönderdimdi Mektubu Münir Ahmed’e vermiş O da Kahire’deki mektup sahibini tehdid etmiştir
     Megalomani, ilhamalma gibi son yıllarda gösterdiği âraza bakarak bu hastalıkların dimağında cinnet halinde bir eser yaptığına hükmedilebilir Çünkü Devlet işinde ve husûsi hayatında yaptığı işleri delilikten  başka bir şeyle tefsir etmek mümkün değildir
     Gayet müstebit, mütehakkim, zalimdir Çok hodpesent dir Bu sebeple ve mevkii için lüzûm görürse bütün Türk Milletini doğrar ve bütün Türkiye’yi yakar Zulümde NERON’larıi, Fuhuş ve eğlencede Zühre Maidî maidî masal ların, binbir gece hikâyelerini geçti
     Hükümette her şeyin reisidir Her şeyi pençesinde tut tura Bu sebeple kendisine “ YEDİBAŞLI EJDERHA” adını vermek münâsiptir
     Gayet kincidir Deve gibi kin güder Düşmanlarını unut maz, takip eder Esasen her şeyde fikr-i takip sahibidir Bu iyi bir meziyet ise de bunu en ziyâde intikâmda kullanır
     İnatcıdır İmkânı yok fikrinden dönmez
     İki mühim emir neferi, kör âleti vardır BİRİ FEVZİ BİRİ İSMET’tir Biri sağ, biri sol kolu olmuşlardır Bu iki şahıs onun bütün keyiflerini yapmışlar bütün şe’ni zulüm lerine âlet olmuşlardır
     Mustafa Kamal ibtidaları hiç söz söyleyemezdi Birkaç yıl sonra iyi bir hatip oldu Nutkunu bir ay çalışır, ezber ler, öyle söyler Şundan bundan işite işite birâz da malû
mât sahibi oldu, fakat derecesi ağızdan kapmaktan ibâret tir
     Hüsnüniyyet bu adamın yanından geçmemiştir Hep suî niyet besler Şeytanlık düşünür
     Bütün dâvası millî harekette her şeyi kendi yapmış olmasıdır Dahidir
     İnkîlâp delisidir Türkiye’nin Deli Petro’su olmak heve sindedir Bir taraftan da Napolyon olduğunu zanneder Kibrü azâmeti ulûhiyet mertebelerine vardırmıştır
     Hasıl Türk Tarihi böylesini henüz görmemiştir            
   (Dr. Rıza Nur Hayat ve Hatıratım-4Sayfa -1476/1477/ 1478/1479/1480)
     
     İSMET
 
     BİTLİS’li bir kürdün oğludur Bitlis’te doğmuştur Babası bilâhare mahkemede zabıt kâtipliği ile Malatya’ ya, Sivas’a, İzmir’e gelmiştir Bu das beraber dolaşmıştır Sivas rüştiyesinde okumuş, sonra İstanbul’da harbiye mektebine girmiş Erkânı harp çıkmıştır
     Fizik teşrihi – Ortadan aşağı boyda, ince yapıdadır Yüzü kürt ve ırkî yüzü olarak ve fakat fazla bariz koç yüzü şeklindedir Cimcimesi önden mükemmeldir Zaviy-i vechiyesi, alnı iyidir, fakat arkada hiçbir şey yoktur azim kafa yumuşak, bir yumrukla içeri çökertilmiş gibi bir haldedir Yani kafasının arkasında tabii olan ciddiye yerine bir çukur vardır Bu hal onun MÜTEREDDÎ BİR AİLEDEN OLDUĞUNU GÖSTERİR Mütereddî, deforme bir kafa Ayni zamanda sağırdır Ve sağırlığı ağırdır Değme gürültüyü işitmez Bir kardeşi Kambur, biri yine mâlûl, biri kokainman olup İsmet’in çocuğu Malado belene ile doğmuş, yani aile mütereddîdır
     Morâl – İsmet, zekî denilen insanlardandır, fakat bun nun da zekâsı entrikadadır, Müthiş entrikacıdır Bu husus ta Mustafa Kamal’dan çok üstündür Hiç doğru söylemez, işi hep iğfaldir
     Bu adamın gayet bariz bir hasleti vardır; İçi başka, dışı başka İçini o kadar maharetle saklar ki…Çok içi-dışı başka adamlar gördüm, fakat zamirini bunun kadar maharetle saklayabilen adam aslâ görmedim Yüzü güler, sanki sevimli, mâsûm bir çocuktur, içi ise o esnada yılan ve ejderhadır Bu sebeple ona şu adı verdim: “YÜZÜ KUZU RUHU KURT BİR MAHLÛK” Bu cümle onu, bütün künhünü, hakikâtini tarif eder O güler yüzle herkesi avlar Bu ezeli ve ebedi gülen yüz o kadar sevimlidir ki, herkes onda bir çok samimiyet ve sevimliliği görür ve sever Halbuki o vakit içi her vakitinden ziyâde iblistir Ne kadar fazla domuzluk edecekse o esnada o kadar samimi ve sevimli görünür
     Bir bariz hasleti de gayet evhamlı olmasıdır Bu kadar vesveseli ve vehimli adam belki de dünyada yoktur Nem den şüphe kapar Köroğlu gibi rüzgârdan hile sezer Bu sebeple en saçma şeylere en büyük ehemmiyetleri verir, boşuna uğraşır, durur Ve yine bu sebepledir ki, devlet işlerinde vahim surette yanılır, yanlış yolda gider Felâke te varır Evhamı galibâ sağırlığından gelmiştir Çünkü sağırlar evhamlı olurlar Askerlikteki muvaffakiyetsizlikle
rinin ve hatalarının da azimet noktası bu vehim ve hayâl dir
     Pek haris ve menfeatperesttir Şan ve mevki için karı sının namûsunu vermek lâzımsa verir Nitekim Mustafa Kamal, karısını yanında öpmüş, şefini vuracağı yerde ağ layan karısına nasihât etmiştir
     Hırsızdır Doğrudan doğruya çok almaz Aleti, Kambur kardeşi Rıza’dır Gayet müsriftir Debdebe ve saltanatı pek sever Eline geçen devlet parasını su gibi sarfeder
     Bu adamın diğer bariz bir hasleti de kendinden olan fen alıkların şiddetle aleyhinde olmasıdır Çalar, şiddetle çalanlar aleyhindedir Müstebittir, şiddetle hürriyet lehin de söz söyler Kürt’tür, şiddetle Türk’çü görünür, ilh… Gayet riyâkâr ve sahtekârdır Hiç doğru söylemez, bilâkis aksini söyler Bir gün memlekette hürriyet var derse haki kâtte istibdat vardır Paramız sağlam derse, paramız çürüktür Yani hep hakikâtin aksini söyler Ben ona kimya tahlili yapar gibi bir mîyâr buldum Hakikâti onunla keşfe diyorum Bu mîyâr basit olup onunsöylediği sözün aksini almaktan ibârettir Hemen hakikâti bulursun Bu mîyâra “ İSMET MÎYÂRI” adını koydum Henüz beni hiçbir defa bi le aldatmadı
     Bizzat kendisi hırsızlığı şirketlerden almak ve bilhâssa Tahsisat-ı mestûredir Bunu bol yer Bu sebeple ona “Tahsisat-ı Mestûre Mütehassısı” “TAHSİSAT-E MESTÛRE FARESİ” adlarını da verdim
     Gayet dalkavuktur Mustafa Kamal’e emsalsiz dalkavukluklar, riyakârlıklar yapmıştır Ayni zamanda amirine emirber gibi hizmet eder, memuruna karşı ise mütehakkim bir mağrur vaziyetindedir Amirinin bir gün üstüne geçince dalkavukluğu derhal kibr üazamete çevirir
     Alelâde herkes için güler yüzlüdür Bu suretle çok nazik, kibar, samimi, insaniyetkâr görünür Bunlar onun tabiyeleridir Hakikâten çok kişiyi böyle aldatmıştır Her hangi bir gün kimi çok sever görünür ve methederse, herkes için terddütsüz bilsin ki o gün ona bir felâket hazırlamaktadır
     Spor eğlencelerini çok sever Fuhuş ve içki ile o kadar alâkası yoktur
    Bir bariz hasleti de inatçılığıdır Gayet inatcıdır Bir şeyi bir defa zihnine yerleştirdimi, kimse onu vaz geçiremez Eskişehir-Afyon hattında sırf bu sururu yüzünden orduyu mağlup etmiştir
     Cahilidr Hiçbir tetebu yapmamıştır
     Süsü ve debdebeyi pek sever dedik Mesela Robert kolejinde okuyan küçük kardeşinin halini söylüyorlar Tahsilde bu çocuğa ayda beşyüz lira el harçlığı veriyormuş Çocuğun emrine amade bir otomobil, mektepte kapısında bekliyormuş O da haylaz edepsiz bir çocuktur Mektebi nihayet terk etmiştir
     İsmet de zamanla hatip oldu Ancak hâlâ iyi yazı yazmağa muvaffak olamadı Müsveddeleri birer ahmediyedir
 
     FEVZİ
 
     Uzunca boylu, şişman, esmer renkli, top çehreli, sevimli yüzlü biridir
     Fizik bir gayri tabiliği yoktur Zekâca ortadır, Uyuşuk bir adamdır Hiç inisiyatif sahibi değildir Sade emir bekler Biraz tetebu etmişe benzer Çok az lâkırtı söyler İçki, eğlence, fuhuş, kumar bilmez Hattâ tütün ve kahve bile içmez Pek pistir Giyinmesine de hiç olmazsa lüzumu kadar dikkât etmez Gayet dindardır Namazını kılar Bütün ruhu şarklıdır İyi askerdir Bir derece akl-ı selimi vardır Adab-ı muaşeret bilmez, kimse ile muaşeret etmez
     Bütün hülasası bir emir kuludur Şer ve istibdat âletidir Mâ’dûn adamdır, mafevk olamaz
 
     MECLİS REİSİ KÂZIM
     Rumeli’den Köprülü’lüdür Zayıf, gözleri pek küçük biridir Zekâsı da gayet küçüktür Bu adamla Hey’et’i Vekilede çok bulundum Bir defa makûl bir söz söylediğini bilmiyorum Dünyada sayılı bir akılsızdır Kara cahildir
     İttihatçıların Serez Komitesinde hizmet etmiş, adam öldürmüştür Çaldı Köşkünü ciheti askeriye’ye asker ameleye yaptırdı Mustafa Kamal’in casusudur En sadık adamıdır Bu sayede mühim mevkilere gelmiştir Şahsen ahlâkı da bozuktur
 
     BOSOK SALİH
 
     Arnavut’tur Kara cahildir Sözü ve her hareketi tulumbacıdır MustafaKamal’in en mahrem en emin adamıdır Katil ve irtikap işlerini bilir, idare eder Mustafa Kamal’e karı bulur Evvelce yaveri idi Nihâyet meb’us yaptı Bu gün büyük zenginlerdendir
 
     RECEP ZÜHTÜ

     Cahil, Tulumbacının biridir Manastırlı bir ÇİNGENENİN OĞLU imiş Bu gün büyük zenginlerdendir Rize meb’usu Akifle beraber para dalaveresinde ortak çalışıyorlar
 
     NAFİA VEKİLİ RECEP

     Lezgidir Babası Erzincan’da kahvecidir Zekâsı orta bir adamdır Gittikçe mecliste söz söylemeğe başladı Fakat mükemmel cahil Sözlerinde esas yok Mustafa Kamal’in hususi kâtibi idi Çalışkandır Yüzbaşı idi, meb’us, sonra vekil yaptı O da vekil olunca müthiş irtikap yaptı Ruslardan dahi aylık alır O kadar fanteziye döküldü ki, karısının yüz liralık çorap giydiğini söylüyorlardı Bu da banyo meraklısı Evinde yetmemiş Müdafaai Milliye Vekili iken vekalette de çiniden bir banyo yaptırmış Orda da banyo alırmış Rüşvet yaradı Öyle şişik ki mecliste kürsü sığmıyordu Karnı öne, kıçı da arkaya o kadar çıkmıştı ki iki taraftan tahtaya değiyor, kürsüye cendereye girer gibi sıkışıyordu Mustafa Kamal, bir çok pis işlerini, rüşvet ve irtikap işlerini buna gördürmüştür Mustafa Kamal’in en muti kölelerinden, vücuda getirdiği mahi” kattandır
 
     TEVFİK RÜŞTÜ

     Gayet çirkin yüzlü, Sarkık dudakları zenci gibi kara bir adamdır Zekâsı, tahsili basittir Hiçbir fikri, kanâati yoktur Kimnile konuşursa onun fikrindedir Ve her dadikâ fikrini değiştirir Müthiş dalkavuk ve PEZEVENKTİR Rodos’lu olup ailesi: “BED”ler denilen bir ÇİNGENE AİLESİDİR O adam hakikâten adları gibi müthiş çirkin bir surat sahibidir Yüzüne bahan “ HAZA ÇİNGENE SURATI” der
 
     YUNUS NADİ

     Rodos’ta bir ailenin uşağıdır Bu aile orda okutmuş da Sonra İstanbula gelip Abdülhamid zamanında casusluk etmiştir Her devrin adamıdır Müthiş irtikapları yapıp Türkiyenin en büyük zengini olmuştur Mustafa Kamal’in en sadık adamlarındandır
 
     HAMDULLAH SUPHİ

     İdâdiyi ikmâl edememiş, cahil birisidir Fakat, alim, muharrir ve şair geçinir Fena da yapmaz Hele iyi hatiptir Cümleler parlaktır, herkese gayret eder Ama cevheri yoktur Uzun söyler Bu uzun nutkuna ne der diye bakarsanız, fanteziden başka bir şey yoktuer Birtakım fantazik cümleler ezberlemiştir Her nutkunda onları tekrar eder Harekâatı avantüriye bir adamınkine benzer Şiddetli Türkçü geçinir Anası çerkezdir İbtida, kendisini Türk ocaklarına sokmak teklifinde bulunanlara “BEN TÜRK DEĞİLİM” deyip girmemiştir Şimdi ocağı mevki ve para âleti yapmıştır Ahtapot gibi bu teşkilâtın üstüne çökmüştür, bırakmaz
     Ocağın parasın faydasız, fantezi ve süslere sarfeder Kendi de yer Ocaktan resmen maaş alır Ve bunu işlemeden birden alır Alır, yer Ocağa ait alım-satmdan çöplenir Bu adamın süsten başka bir şey bildiği yoktur Kadın tabiatlı biridir Maarif Vekilliği etti Her defasında Vekalette işler alt-üst oldu
     Daha fenası bu milli ve ilmi ocağı Mustafa Kamal’e âlet etmiştir Onu siyasete bulaştırdı Bu ocak onun binek taşıdır Kuvveti, meziyetidir Bununla mevkilere geçer Maarif Vekili iken deli oldu
     Hamdullah Suphi, Emin, Yusuf Akcora bir saçayaktır Birbirine çok bağlıdırlar, hep birbirini methederler Reislikleri birbirine verirler Müşterek ül menâfi bir reji halindedirler Her şeyi de kendilerine malederler Mesela: birkaç defa ocağın intihabında bulundum Derhal daha müzakere başlamadan Yusuf Akcora “ Reis Hamdullah Suphi olsun” dedi “ Canım, nizâmnâmede bunu rey-i hafi ile olacağı yazılı” diyen oldu Dinlemediler Diğer âza terbiyeli, utandı, ileri gitmedi İntihap bitti Şimdi kâtip bulunacak Derhal Hamdullah Suphi “ Büyük mili şairin resmini bütün ocaklara asalım” dedi O da oldu İştima bitti Yazık ocağa dedim
     Hamdullah pek dalkavuktur Mustafa Kamal’e türlüsünü yapıyor, Bir kitap yazmış, “ Güne Bakıyorum” diyor Gün de Mustafa Kamal’miş
 
     YUSUF AKCORA
    
     Meşeyerdir Rusya’dan gelmiştir Türkiyede Türkçülük üzerine yazılar yazmıştır Alim denecek bir adamdır Zekâsı ortadır, fakat Mustafa Kamal’e pek dalkavuktur İttihadçılarında pek dalkavuğu idi Bir-iki defa bunu Mustafa Kamal’in yanında gördüm Hep kulağına söylüyordu Galba casusluk ediyordu
     Bir aralık Ahmet Agayefle beraber Hariciye Vekaletine müşavir olmuştur,Rus sefarethanesindende çıkmıyorlardı Herkes “Rus sefarethanesine vesika götürüyorlar” diyorlardı
  Dinç bir adamdı Son yıllarda birden çöktü 55 yaşlarında vardır Genç bir kızla evlendi, bu evlenme onu birden çökertti
 
     MEHMET EMİN

     Pek sevimli yüzlü, çok terbiyeli ve nâzik bir adamdır Cahildir Adı milli şairdir Ama, zavallı şair bile değildir Şiirleri ruhsuz, âhenksiz ve soğuktur Şiirlerinde yüksek ruh ve ilmi fikir olmadığı gibi, vezin, ilh… şiir ilmi cihetinden de kıymetsiz yanlış şeylerdir    

     Namuslu adamdır Ben orda iken Mustafa Kamalidaresinin aleyhinde idi Onun dizgini Hamdullahın elindedir O, derhal vazgeçirdi, itaat sahasına götürdü Derken Mustafa Kamal’i, İsmet’i ayyuka çıkaran şiirler yazdı Bu dalkavukluğu ile kendisini büsbütün bitirdi
     Bu eşhasdan ziyade bahsetmeyeceğim Zaten bir çoğunun evvelce hikâyeleri geçti
 (Age. Sayfa: 1480/1481/1482/1483/1484/1486/1486)
    
     İşte aziz gönül dostları!
     Bu aziz milletin bir gecede dilini kesenlerin ve en büyük kafir diktatoryası Latin kırallığının Müslüman millete ruhi olarak beynine kazıyanların tarih dene yaramadığı için atilmış şeyi kimlerin ve kimler olduklarını Lozanda millet devlet için canı pahasına mücadele eden ve bu sebeplerden dolayı vatanından sürülen şimdiki tabirle bakan doktor olan hakikat aşığı Rıza Nur merhumun yaşıyarak görerek bilerek içlerinde bulunduğu sebebiyle hakikat olan halleri izhar etmesi Yukarıda ki kara mucibince umumhaneden çıkarılıp Müslüman milletin başına (bütün milletide af buyurun veledi zine yapan baba) halbuki reculiyyetinin de olmadığı doktorca bilinen şeylerin Yal için özünü satan namusunu atanları işte gözler önüne seriyor da Bu hakikatlere kıçlarınında güldüğü senaryolar ile güya echelliklerini de ortaya koyarak tezler deklare edenlere sadece şöyle diyeceğim değmez ama madem ki mevzuyu açtık mecburen cevab vereceğim İşgal edilip parsellenmiş bir devlette ki idare merkezide işgaldedir Padişahın gizli olarak vatanın kurtuluşu için fitili ateşle diye güya çürük bandırma vapuru ile (ki bu çürük lafları yalanları onu şişirmek için uydurulmuş hezeyanlardır) anadoluya gönderdiği, milletin sen kimsin biz halifefi biliriz deyince, telgırafla durumu halifeye arzedip ve İmza da Defi hacetiniz Mustafa Kamal olan telgraf neticesinde Sultan Ömer Faruk efendi adındaki şehzadeyi bir vapurda üzerine tahtalar çaktırıp gizlice anadoluya gönderdiğinde gemiden karaya çıkarmadam geriye gönderildiğini ve gönderenlerin kimlerin emrinde hareket ettiklerinin yorumunu sizlere bırakıp mevzuya dönelim Baskılar neticesinde göstermelik olarak yakalama emri çıkardığı doğruya Doğu fatihi Kâzım Karabekir Merhumu alet etmeleri kargaları bile güldürür(3000 bin askerimle emrindeyim) dedirtiyorlar Halbuki üç asker yok asker diye bir şey yok Dini yönden fetva veren din sapıklarına da İslâm dini şeref şan bahşeder Zinayı neden yasaklamıştır? Eblehler Neslin piçe karmasını önlemek için Peki bu necip İslam milletinin başına bir veledi zinanın getirilmesini ve makul karşılanmasını varmı böyle bir vak’a bundan hariç 1434 yıldır görülmüşmü duyulmuşmu? Bütün senaryolarınız kıçınızı da güldürüyor sizlere be ahmaklar söyleyecek söz bulamam Yalancının da bir tutunacak dalı olur fakat sizlerinkisinde dal budak ağız dudak yok ancak şuna benziyor sizlerin atmasyonlarınız “ İki palavracı atışıyorlar, Birisi- dün gece bir şimşek çaktı ki o şimşeğin ışığında Konya ovasında yüzbin tane çakal saydım” der Öbürü sözü alır “Ben de O şimşeğin aydınlığında kaf dağının başından bir deve kafasını uzatmış büyük okyanustan su içerken gördüm” der Öbür yalancı dayanamaz Bu kadar da olmaz şu deveyi düze indir der Öbür yalancı da e sende çakalı yüze indir der İşte sizlerin uydurduğunuz yalanlar ancak bunlarla mukayeselidir Okudum bir kelime hakikat yok hakkate yakın yalan da yok Neden önce dememiş yazmamış da falan filan Be eblehler Karadeniz milletvekili Ali Şükrü Merhum neden ve nasıl katledildi mecliste? Herhalde bazı kellerin alınması lazım diyen hangi meclise hitabediyordu? Ve kimdi? Şimdi de benzeri sizin senaryolar sahneye sürüldü Güneş balçıkla sıvanarak karanlığa inkilab ettirilemez tevessül eden ahmaklarda kendilerini kandırırlar. Bir ata sözü vardır “Murdar bastırık tutmaz” diye hakikâtler mutlaka meydana çıkar ama belki biraz geç çıkar ama çıkar
     Bu günlük affınıza sığınarak bu kadarla bitiriyorum devamını da arzedeceğim inşaAllah Allaha emanet olun canlarım

     MUHALİF SİMALAR
    
     RAUF  
 
     Abazadır, Bahriye zabitlerindendir Akılsız bir adamdır Hele pek cahildir Haristir Mustafa Kamal ve İsmetle çalıştı Eline de fırsatlar geçti Ama zekâca onlardan aşağı olduğundan daima mağlup oldu Bu adam , büyük mevkilerde bulunduğu halde hiçbnir dirayet gösterememiştir Bilâkis hatalar yaptı Ne milli harekette, ne de evvel ve sonra hiçbir hüsnühareketi yoktur Paraca namuslu adamdır
     Rauf, Abaza Mehmet Emin paşanın oğludur Önce Abdülhamid han (r.a) taraftarı Meşrutiyetten sonra İttihadçı olmuştur İttihadcı divanı harbine aza tayin edildi…. Bir numaralı vatan hainidir……. İlh…çok uzun ihanet şeceresi var
 
     KÂZIMKARABEKİR
    
     Alçak boylu, etlice, pek sevimli yüzlü biridir Çok terbiyelidir Konuşurken adeta kız gibi kızarır Hususi ahlâkı fevkalâde temizdir Rakı, fuhuş, kumar gibi şeyleri bilmez Hattâ tütün ve kahve dahi içmez Nezaketi ile ve bu halleriyle melek gibi temiz bir adamdır Paraca da namusludur Zekâca ortadır Tetebua meraklıdır Musiki bilir Şiire de heves etmiş Fakat şiir nedir bilmiyor Vatanperverdir Hüsnüniyyet sahibidir Memleketin terakkisini ister İyi askerdir Milli kıyamda Ermeniler üzerine kazandığı zaferle gayet büyük bir hizmet etmiştir Şark vilâyetlerinde yetimleri toplamış, beslemiş, baba gibi terbiyesine çalışmış bir adamdır
     Muhalifleri yâni Mustafa Kamal ve takımı, onu muhafazakâr olmakla itham ediyorlar Ama zannımca makûl bir muhafazakârdır Hele, Mustafa Kamal gibi, her şeyi, milli an’aneleri yıkanlar karşısında pek kıymetlidir Keza onlar zeki olmadığını söylüyor ve bunu Borne tabiri ile ifade ediyorlar
     Bence onun bir kusuru var: Azametli Bu da bütün askerlere mahsus bir kusurdur
 
     KÜÇÜK CEMÂL
 
     Mersinli Cemal denen bu adamı pek sıkı görüşerek tanımadım Fakat ben de terbiyeli, zeki, tetebu sahibi, iyi bir adam tesiri yapmıştır
 
     Şimdi bizzat kendimi tarif edeyim Bu vakıa biraz tuhaf ama, herkes istediği yerini tayin ve yenisini ilavede muhtardır Bir adamı kimse kendisinden iyi bilmez, ancak doğruyu söylemesi lâzımdır
     Nasıl yetiştiğimi bu eserin ibtidalarında söyledim
     Uzun boylu, etlice, beyaz derili sarı gözlü, açık kestane saçlı bir adamım Cimcilemin teşekkülü iyidir Babam da güzel bir adamdı Ailede tereddi eseri yoktur Sinop’ta eski bir Türk ailesiyiz İkiyüz yıldır belliyiz Anadan, babadan Türkten gayrı hiçbir millet bize karışmamış
     Zeki bir adam olduğumu söylerler Dünyada iki şeye düşkünüm: Bana namuslu adam, çalışkan ve vatanperver adam desinler Daima buna çalıştım Ve bu sözü demelerini istedim Ömrüm sade say ile geçmiştir Ayyaş değilim, fuhşa düşkün değilim, kumar bilmem ve tütünü de kâh içerim, kâh içmem Ne zevke, ne eğlenceye, ne yemeğe düşkünüm
     Çocukluğumdan beri mertçe yaşamak emelimdir Mertliği, kahramanlığı tapınırcasına severim Zekî, âlim kimselere, namuslu insanlara bayılırım Hırsız, yalancı, ahlâksız insanlardan nefret ederim Bu nefretimi onlardan saklamam Lâkırtımı da gizlemem, yüzlerine söylerim Türk milletine büyük ve aşk derecesinde muhabbetim vardır Onu yüksek görmek gayemdir Bir vakit talebe idim, daima sınıfımın ilerisinde iyi talebe idim Hekim oldum İyi hekim oldum Siyasete girdim, matbuata girdim devlet idaresi yaptım, iyi yaptım
     İyi diplomatlık ettim Talih ve ahval beni çok mesleğe soktu Hekimim, gazeteci, siyasi, diplomat, profesör, naşir, şair, müverrip, müellif, devlet ricali oldum Hepsinden lekesiz çıktım Yalnız bir meslekte kalabilmiş olsaydım, daha terakki ederdim Faziletlerin hepsini büyük bir düşkünlükle severim Hayrat ve hasenatı severim Ne bir şahsın, ne de devletin on parasına el sürmedim Kimseye borcum yoktur Devlet idaresinde milletin parasına bir el sürer veya israf eder diye ödüm koparak dikkat etmişimdir Muktabid bir adamımdır Devlet idaresinde de bunu yaptım Masrafı yoktu Sade yiyecek, giyecek Kazandıklarım ile kütüphane yaptım Millete yarasın diye buraya döktüm Süsü hiç sevmem Süs kadına yakışır fikrindeyim Pisliği de sevmem Süs başka, temizlik ve muntazam giyinmek başka İnsan gibi yemeli, giyinmelidir İsrafı ne kadar sevmezsem tamahkârlığı da o kadar sevmem Hayatımda hep hıfsısıhha dairesinde çalıştım İfratlar yapmadım…(Age. Sayfa-1486 dan/1490)
       Dahasını merak edenler Mezkûr esere müracaat edebilirler
      İşte eblehler, karalamağa tevessül ettiğiniz zatın kimliği Komünist rusyada muhaliflere deli yaftası takıp itlaf ederlerdi Muadili fikirin hakimiyetindeki ülkemde de Bana o komünisttir ona beni o faşistir diyerek kırdırdınız kardeşi kardeşe beyinleri işgal ettiğiniz için düşünemedik
Yahu Müslüman evladı komünist faşist aynı şey olurmu diyemedik ve size kanımızı üç yüz yıldır iştah ile içirdik zehir zakkum olsun, halâ doyuramadık Şimdi de ayağınız kazdığınız çukura girince havlamağa başladınız sırtlanlar gibi Fakat bu adamlar milletin hayrına bir ağaç diktiler, ağaç daha meyveye oturmadan üzerine çıktılar ve dalına oturdular meyve yiyelim diye fakat ne tuhaf daha meyve olmadı, başladılar bindikleri dalı kesmeğe. Eeeee vatan düşmanlarına da güneş doğdu ki sizlerde başladınız gürleyip esmeğe Onların ki akıl alır bir hal değil, herhalde ecellerini kendileri hazırlıyorlar görünen o Allah basiret versinde bu meşum hareketten istinkaf etsinler Yoksa bu nesebi gayri sahih cibilliyetsiz harami palikaryaları zaten babaları Amerikan mandacısı idi, bunlar da 3,5 siyonistin mandalığı için çırpınıyorlar ülkeyi malum mandalara samanlık olarak teslim etmezlerse namerdim, yeter ki zamanı ve zemini yakalasınlar “ Hele bir eline tosla beş bini/Anasını bile satar Kübalı” demişti abdurrahim ağabeyim işte bu kübikler içindi Kübalı perde idi O perdeyi de ben açıyorum Bunların sağır ibiş peygamberleri sonra (ha’şa)Allahları oldu ya yukarıda gördünüz, Şefi gözünün önünde karısını öpüyor kadın ağlıyor Boynuzlu pezevenk kadını teselli ediyor, bunların, Dini duyguları buz tuttuğu için ırz, namus anlayışları çok geniş bir yelpazeye yayılıyor En yakın zaman olarak geçmiş 80-90 yıla bir göz atmak her şeyin hakikatini gösterir görmek isteyen gözlere. Ama inşaAllah çamlarının devrilmesinin zamanı geldi ki dalları ufaktan budanmağa başladı ya sevindirici olan bu halin devamı için bir İtalya kafirinin yaptığını yapacak yüzlerce savcımız var ama bunlar ellerini kesiyorlar ne tuhaf Halbuki (Nereye kadar giderse gitsin, kime dayanırsa dayansın neticeyi alıncaya kadar devam) diyen Başbakan Tayyib’e ne oldu acaba da özel yetki verdiği ve bu işi bu hale getirttiği anda kollarını kesmesinin izahı varmıdır bilmiyorum? “Mevlâ görelim neyler? Neylerse güzel eyler  
Dediği gibi İbrahim Hakkı Hazretlerinin, bekleyelim görelim, tabii ketum olarak değil, cevvaliyet izhar ederek her Haklı mevzuda. Sevgilerimle!     
 
     MUHALİF SİMALAR
    
     RAUF  
 
     Abazadır, Bahriye zabitlerindendir Akılsız bir adamdır Hele pek cahildir Haristir Mustafa Kamal ve İsmetle çalıştı Eline de fırsatlar geçti Ama zekâca onlardan aşağı olduğundan daima mağlup oldu Bu adam , büyük mevkilerde bulunduğu halde hiçbnir dirayet gösterememiştir Bilâkis hatalar yaptı Ne milli harekette, ne de evvel ve sonra hiçbir hüsnühareketi yoktur Paraca namuslu adamdır
     Rauf, Abaza Mehmet Emin paşanın oğludur Önce Abdülhamid han (r.a) taraftarı Meşrutiyetten sonra İttihadçı olmuştur İttihadcı divanı harbine aza tayin edildi…. Bir numaralı vatan hainidir……. İlh…çok uzun ihanet şeceresi var
 
     KÂZIMKARABEKİR
    
     Alçak boylu, etlice, pek sevimli yüzlü biridir Çok terbiyelidir Konuşurken adeta kız gibi kızarır Hususi ahlâkı fevkalâde temizdir Rakı, fuhuş, kumar gibi şeyleri bilmez Hattâ tütün ve kahve dahi içmez Nezaketi ile ve bu halleriyle melek gibi temiz bir adamdır Paraca da namusludur Zekâca ortadır Tetebua meraklıdır Musiki bilir Şiire de heves etmiş Fakat şiir nedir bilmiyor Vatanperverdir Hüsnüniyyet sahibidir Memleketin terakkisini ister İyi askerdir Milli kıyamda Ermeniler üzerine kazandığı zaferle gayet büyük bir hizmet etmiştir Şark vilâyetlerinde yetimleri toplamış, beslemiş, baba gibi terbiyesine çalışmış bir adamdır
     Muhalifleri yâni Mustafa Kamal ve takımı, onu muhafazakâr olmakla itham ediyorlar Ama zannımca makûl bir muhafazakârdır Hele, Mustafa Kamal gibi, her şeyi, milli an’aneleri yıkanlar karşısında pek kıymetlidir Keza onlar zeki olmadığını söylüyor ve bunu Borne tabiri ile ifade ediyorlar
     Bence onun bir kusuru var: Azametli Bu da bütün askerlere mahsus bir kusurdur
 
     KÜÇÜK CEMÂL
 
     Mersinli Cemal denen bu adamı pek sıkı görüşerek tanımadım Fakat ben de terbiyeli, zeki, tetebu sahibi, iyi bir adam tesiri yapmıştır
 
     Şimdi bizzat kendimi tarif edeyim Bu vakıa biraz tuhaf ama, herkes istediği yerini tayin ve yenisini ilavede muhtardır Bir adamı kimse kendisinden iyi bilmez, ancak doğruyu söylemesi lâzımdır
     Nasıl yetiştiğimi bu eserin ibtidalarında söyledim
     Uzun boylu, etlice, beyaz derili sarı gözlü, açık kestane saçlı bir adamım Cimcilemin teşekkülü iyidir Babam da güzel bir adamdı Ailede tereddi eseri yoktur Sinop’ta eski bir Türk ailesiyiz İkiyüz yıldır belliyiz Anadan, babadan Türkten gayrı hiçbir millet bize karışmamış
     Zeki bir adam olduğumu söylerler Dünyada iki şeye düşkünüm: Bana namuslu adam, çalışkan ve vatanperver adam desinler Daima buna çalıştım Ve bu sözü demelerini istedim Ömrüm sade say ile geçmiştir Ayyaş değilim, fuhşa düşkün değilim, kumar bilmem ve tütünü de kâh içerim, kâh içmem Ne zevke, ne eğlenceye, ne yemeğe düşkünüm
     Çocukluğumdan beri mertçe yaşamak emelimdir Mertliği, kahramanlığı tapınırcasına severim Zekî, âlim kimselere, namuslu insanlara bayılırım Hırsız, yalancı, ahlâksız insanlardan nefret ederim Bu nefretimi onlardan saklamam Lâkırtımı da gizlemem, yüzlerine söylerim Türk milletine büyük ve aşk derecesinde muhabbetim vardır Onu yüksek görmek gayemdir Bir vakit talebe idim, daima sınıfımın ilerisinde iyi talebe idim Hekim oldum İyi hekim oldum Siyasete girdim, matbuata girdim devlet idaresi yaptım, iyi yaptım
     İyi diplomatlık ettim Talih ve ahval beni çok mesleğe soktu Hekimim, gazeteci, siyasi, diplomat, profesör, naşir, şair, müverrip, müellif, devlet ricali oldum Hepsinden lekesiz çıktım Yalnız bir meslekte kalabilmiş olsaydım, daha terakki ederdim Faziletlerin hepsini büyük bir düşkünlükle severim Hayrat ve hasenatı severim Ne bir şahsın, ne de devletin on parasına el sürmedim Kimseye borcum yoktur Devlet idaresinde milletin parasına bir el sürer veya israf eder diye ödüm koparak dikkat etmişimdir Muktabid bir adamımdır Devlet idaresinde de bunu yaptım Masrafı yoktu Sade yiyecek, giyecek Kazandıklarım ile kütüphane yaptım Millete yarasın diye buraya döktüm Süsü hiç sevmem Süs kadına yakışır fikrindeyim Pisliği de sevmem Süs başka, temizlik ve muntazam giyinmek başka İnsan gibi yemeli, giyinmelidir İsrafı ne kadar sevmezsem tamahkârlığı da o kadar sevmem Hayatımda hep hıfsısıhha dairesinde çalıştım İfratlar yapmadım…(Age. Sayfa-1486 dan/1490)
       Dahasını merak edenler Mezkûr esere müracaat edebilirler
      İşte eblehler, karalamağa tevessül ettiğiniz zatın kimliği Komünist rusyada muhaliflere deli yaftası takıp itlaf ederlerdi Muadili fikirin hakimiyetindeki ülkemde de Bana o komünisttir ona beni o faşistir diyerek kırdırdınız kardeşi kardeşe beyinleri işgal ettiğiniz için düşünemedik
Yahu Müslüman evladı komünist faşist aynı şey olurmu diyemedik ve size kanımızı üç yüz yıldır iştah ile içirdik zehir zakkum olsun, halâ doyuramadık Şimdi de ayağınız kazdığınız çukura girince havlamağa başladınız sırtlanlar gibi Fakat bu adamlar milletin hayrına bir ağaç diktiler, ağaç daha meyveye oturmadan üzerine çıktılar ve dalına oturdular meyve yiyelim diye fakat ne tuhaf daha meyve olmadı, başladılar bindikleri dalı kesmeğe. Eeeee vatan düşmanlarına da güneş doğdu ki sizlerde başladınız gürleyip esmeğe Onların ki akıl alır bir hal değil, herhalde ecellerini kendileri hazırlıyorlar görünen o Allah basiret versinde bu meşum hareketten istinkaf etsinler Yoksa bu nesebi gayri sahih cibilliyetsiz harami palikaryaları zaten babaları Amerikan mandacısı idi, bunlar da 3,5 siyonistin mandalığı için çırpınıyorlar ülkeyi malum mandalara samanlık olarak teslim etmezlerse namerdim, yeter ki zamanı ve zemini yakalasınlar “ Hele bir eline tosla beş bini/Anasını bile satar Kübalı” demişti abdurrahim ağabeyim işte bu kübikler içindi Kübalı perde idi O perdeyi de ben açıyorum Bunların sağır ibiş peygamberleri sonra (ha’şa)Allahları oldu ya yukarıda gördünüz, Şefi gözünün önünde karısını öpüyor kadın ağlıyor Boynuzlu pezevenk kadını teselli ediyor, bunların, Dini duyguları buz tuttuğu için ırz, namus anlayışları çok geniş bir yelpazeye yayılıyor En yakın zaman olarak geçmiş 80-90 yıla bir göz atmak her şeyin hakikatini gösterir görmek isteyen gözlere. Ama inşaAllah çamlarının devrilmesinin zamanı geldi ki dalları ufaktan budanmağa başladı ya sevindirici olan bu halin devamı için bir İtalya kafirinin yaptığını yapacak yüzlerce savcımız var ama bunlar ellerini kesiyorlar ne tuhaf Halbuki (Nereye kadar giderse gitsin, kime dayanırsa dayansın neticeyi alıncaya kadar devam) diyen Başbakan Tayyib’e ne oldu acaba da özel yetki verdiği ve bu işi bu hale getirttiği anda kollarını kesmesinin izahı varmıdır bilmiyorum? “Mevlâ görelim neyler? Neylerse güzel eyler  
Dediği gibi İbrahim Hakkı Hazretlerinin, bekleyelim görelim, tabii ketum olarak değil, cevvaliyet izhar ederek her Haklı mevzuda. Sevgilerimle!     
 

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP