Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılan milletvekillerinin kuracağını açıkladığı ve adını “YENİ Parti” olarak duyurduğu siyasi oluşum, henüz sahaya inmeden isim tercihiyle büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Siyasette markalaşmanın ve seçmene sunulan ilk algının hayati önem taşıdığı günümüzde, yeni bir iddia ortaya koyan yapının “YENİ Parti” gibi düz ve vaat barındırmayan bir ismi seçmesi, siyasal iletişim uzmanları ve kamuoyu tarafından iletişim stratejisi eksikliği olarak nitelendirildi.

Seçmenin karşısına çıkarken ekonomi, kalkınma, adalet, refah veya gelecek gibi somut bir vizyon ve vaat sunması beklenen kadronun bu tercihi, siyaset kulislerinde “isim bulmakta bile zorlanan bir hareket topluma ne vaat edebilir?” sorularını beraberinde getirdi.

Açılan her yeni siyasi bayrağın topluma net bir hikaye ve çözüm önerisi sunması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, bir partinin adının doğrudan o hareketin omurgasını oluşturduğunu vurguluyor. Yalnızca “yeni” sıfatına sığınarak parti kurmanın seçmende heyecan yaratmayacağını ifade eden analistler, halkın içi boş kavramsallıklara değil; ekonomiyi nasıl büyüteceğini, kalkınmayı nasıl sağlayacağını ve toplumsal refahı nasıl inşa edeceğini söyleyen somut vizyonlara oy verdiğini belirtiyor.

Siyasi iletişim açısından akılda kalıcı ve doğrudan halkın zihnine dokunan isimlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, parti isminin ilk andan itibaren seçmene güven ve hedef vermesinin önemine değiniyor.

Türkiye’nin siyasi tarihi incelendiğinde sandıkta başarı yakalayan partilerin doğrudan halkın ihtiyaçlarına dokunan kavramları isimleştirdiği görülüyor.

Nitekim Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) örneğinde olduğu gibi, toplumun en çok ihtiyaç duyduğu adalet arayışı ile ekonomik büyüme ve kalkınma hedeflerinin aynı isimde birleştirilmesi, seçmenin zihninde doğrudan somut bir vaat ve vizyon oluşturmuştur.

Benzer şekilde geçmişten günümüze halkın günlük dilinde yeri olan Anavatan, Doğru Yol, Refah, Saadet veya Zafer gibi doğrudan bir eyleme ve duyguya karşılık gelen isimlerin aksine, “YENİ” gibi zaman zarfı veya niteleme sıfatının tercih edilmesi, yeni siyasi hareketin topluma sunacağı projeler konusundaki yetersizliğin ilk göstergesi olarak değerlendiriliyor.

İlk adımı olan isim seçiminde iletişim ve vizyon sınavını geçemeyen bu yeni oluşumun, ilerleyen günlerde seçmene kendini nasıl kabul ettireceği ise merak konusu.

Siyasette “Yeni Parti” ismi ise ilk kez kullanılmıyor. Türkiye siyasi tarihinde 28 Haziran 2008 tarihinde Güneş amblemiyle kurulan ve ilk kongresinde Tuncay Özkan’ın genel başkan seçildiği bir başka Yeni Parti tecrübesi bulunuyor. Ulusalcı ve sosyal demokrat çizgide kurulan o ilk Yeni Parti, siyaset sahnesinde aradığını bulamayarak 20 Mayıs 2012 tarihinde Hak ve Eşitlik Partisi’ne (HEPAR) katılarak kapanmıştı. Aradan geçen yılların ardından aynı isimle kurulan bu yeni oluşumun, selefinin akıbetinden farklı bir siyasi başarı yakalayıp yakalayamayacağı da siyaset kulislerinde ayrı bir tartışma konusu oldu.

Haber / Afşın Topçu