DÜN-BUGÜN

ABONE OL
Kasım 11, 2012 01:14
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçen akşam bir dost meclisinde arkadaşlarımdan biri;

-‘’Üstadım siyasete mi soyunuyorsun? Yazılarında siyaset kokmaya başladı da’’ deyiverdi.

Hiç işim olmaz ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti siyasetinden uzak durmam da mümkün olmaz. Her durumda tarafım. Devletten yana. Yani tarafsız falan değilim.

Öylesine bir söyleyişti ki bu ‘’görüş ve düşüncemi açıklamış olmakla suç işlediğim’’ gibi bir kanaat oluşturdu bende. Hâlbuki herkesin ‘’düşünce özgürlüğünü yasal sınırlar içinde sonuna kadar kullanmasından’’ yanayım. Neler görmedi ki benim ülkem. Onca darbe yapıldı da suç sayılmadı ama özellikle 12 Eylül 1980 öncesi sağcı-solcu olmak suç oldu. Tarafsız geçinenlerin bugünkü mevkileri malûmunuz! Cebinde 1 dolar veya 1 mark bulunduran cezaevinde soluğunu alıyordu da, yabancı sermayeyi teşvik yasası çıkarma girişimleri alkış topluyordu.

Dedim ya; garip günler yaşayageldik biz.

‘’Ne mutlu Türküm Diyene lafını tutup her yere yaza yaza aslında Türkiye ilkel bir hale dönmüştür’’ diyen zat’ı muhterem bugün tepemizde oturuyor ve Anayasamızdan Türk kavramı çıkarılmaya uğraşılırken neredeyse alkış tutuyor. Eski Genelkurmay Başkanlarından Emekli Orgeneral Büyükanıt; 27 Nisan e-muhtırasını bizzat kendisi kaleme aldığını söylüyor, hiçbir kuvvet komutanının haberi olmadığını söylüyor Ergenekon tanıklığında. Bir hatırlayalım 27 Nisan e-muhtırasının içeriğini:

*Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün ‘’Ne Mutlu Türk’üm Diyene!’’ anlayışına karşı çıkan herkes, Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır* diyordu. Yorum yapmıyor ve size bırakıyorum.

12 Eylül 1980 bütün kötülüklerin anasıdır fikrimi yineliyorum. Öncesiyle ve sonrasıyla. 11 Eylül 1980 ve öncesini yaşamamış olanların da 12 Eylül 1980’le ilgili olarak çok dikkatli konuşmaları gerektiğini ve hatta mümkünse konuşmamaları gerektiğini düşünenlerdenim. Zira yazılı metinlerin, görsel medyanın aktarımları asla ve asla gerçeği yansıtmıyor. Dizileri izleyenler bile bu fikrime katılacaktır.

Bazı köşe yazarlarını da ibretle izliyorum. Fırıldak gibi dönen bazı köşe kapmışlar olayları öylesine basit algı ve tek kaynaklı suçlamaya dönüştürüyorlar ki; her iki tarafın idealist insanlarının yürekleri yanıyor. Ölmüş-öldürülmüş-idam edilmiş-şehit edilmiş onca insanın kemikleri sızlıyordur. Dün-önceki gün varken bugüne ve yarına gelemiyoruz diyebilenler, anlaşılan o ki ‘’kendi bulundukları yeri nasıl edindiklerini’’ unutmuş görünüyorlar. Tv söyleşi programlarına bakın, hep aynı yüzler.. Halâ aynı teraneleri dile getirip-oturum başı paralarını alarak güya TOPLUMU AYDINLATIYORLAR. Maşaalah hepsi de varlıklı..

Ne güzel bir ülkeyiz biz, gündem diye bir şey yok. Çünkü her günün birkaç gündemi oluyor ve biz hangisini izleyeceğimizi şaşırıyoruz ama bunu bilerek yapanlar, bildiklerini gerçekleştiriveriyorlar. Biz, çok geç farkına varıyoruz. İstatistikler, rakamlar artık hiç ilgimizi çekmiyor. Yoğunlaşan zamlar sanki algı bozukluğu yaşatıyor. Sokaktaki her insanımız ülke yönetimine ilişkin görüş bildirme ihtiyacında. Şimdi ‘’aklı yetse de yetmese de’’ diyeceğim de –dedim bile- bana kızanlar olacak. Tek yönlü düşünür olduk. Sadece ve sadece eleştiriyoruz. Sebep-sonuç ilişkilendirmesine gerek bile duymadan. Hükümet yanlısı falan değilim ama iyi şeyler yapıldığında takdir duygularımı ifade edişim hayrete mucip bulunuyor.

Nasıl geldik buralara?

Niye böyle davranır olduk?

Hadi biz yaşadıkta, daha hayata yeni başlayanların olumsuz düşünce birikimlerini sağlamakla ne kazanıyor-ne kaybediyoruz?

Gençler ne kadar mutsuz ve umutsuz görmüyor musunuz?

Her şeye şiddetle tepki vererek doğru örnek olduğumuzu düşünüyor musunuz?

Yoksa bunun da mı bir siyaset olduğunu düşünüyorsunuz?

Yapmayın dostlar; ben ‘’sağduyu’’ denilen olguya inanmıyorum. Doğru örneklemelere inanıyor, devletimin ve milletimin geleceği konusunda hemfikir olunması gerektiğini düşünüyorum.

Sanırım tek çıkar yol bu..

Hiçbir siyasetçi ülke bütünlüğünün bozulmasına sıcak bakmaz-bakamaz. Her görüş, her siyasi oluşum ÜLKEYİ DAHA İYİ İDARE EDEREK SOSYAL REFAHI ARTIRMAYI HEDEFLER. Birkaç lüzumsuz oluşumun dışındaki siyasi partilerimizin tamamının tüzüğü bu mihval üzeredir.

Bizlere de ‘’her şeyden olumsuzluk çıkarımlarda bulunmamak’’ düşer. %95 ve üzerindeki nüfusun Müslüman olduğunu söyleyebiliyorsak, Allah’ın takdirini de unutmamamız gerektiğini hatırlatmalıyım. Olaya bir de bu yönüyle bakabilir miyiz?

Gerçi geçen haftanın ‘’KUTUP AYISI’’ ayıbı siyasilerimize yeter de artar bile. ANLARLARSA..

    En az 10 karakter gerekli
    Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


    HIZLI YORUM YAP