DOLAR 16,8853 -2.7%
EURO 17,8334 -2.47%
ALTIN 991,58-2,31
BITCOIN 3559772,58%
Isparta
18°

PARÇALI BULUTLU

20:47

AKŞAM'A KALAN SÜRE

BEREATİMİZİ ALACAĞIMIZ GECENİN FEYZİNE!

ABONE OL
Temmuz 1, 2012 16:48
0

BEĞENDİM

ABONE OL

K Ü P E
Eşrefi mâhlûkât sıfatı ile,
“Halifesin, yaşa, git güle güle”
Diyerek indirdi ana yurdumdan,
Ademi (a.s) düşmanı iblisle bile.

Aziz ve muhterem gönül dostlarım! Cehennem ateşinden kurtulmak beratimizin verileceği mübarek BEREAT gecemizin kurtuluşumuza vesile olmasını yüce Allahtan diler gecenizi tebrik ederim.

Gönül dostlarım! İmanımızın sıhhat derecesini muhakeme ederek, şirk ve küfür belâsından ne derecede uzaktayız, bunların muhasebesini bu gece en ince teferruatına kadar imbikten geçirmemiz lâzım. Çünkü her zaman dediğim gibi,İmân Batıni bir hal, zahirde amel ile inkişaf eder/ettirilir. Yoksa amelsiz iman olur diyenler külliyen sapıklıktadırlar ve sapıtmak için görevlidirler. Müslüman olarak kendimizin ilmihal bilgi formu nedir ne değildir, küfür, şirk vb nedir ne değildir? Bunları akıl mizanında gönül gözümüz ile tartmalıyız bu gece : Bize önemle luzumlu olan bilgileri karınca kararınca serdetmeğe çalışacağım, Eksiklerimi bildirirseniz sevinirim. Sürçi lisan olur ise affola.

İlâhları: Heva ve heves
Mabudları: Emirler (amirler)
Kıbleleri: Para.
Şerâitleri: Benlik (ahmaklık, yobazlık)
Arzuları: Makam ve şöhret
İbadetler:, Zenginlere hizmet.
Zikirleri: Vesvese ve desise..
Hazineleri: Kurnazlık.

Düşünceleri: Meşrep ve menfeatlerinin icâbettirdiği şekilde hilebâzlık olan bir gürûhun kâlplerine, melekûtun sırları nasıl tecelli edebilir?

Bunlar: Küfür karanlığını imân aydınlığından ne ile ayırt edecekler? (İmam Gazali )

UNUTMAYALIM! EBÛ CEHİL’LERDE ALLAH’A İNANIYORLARDI

“ Onlar Allah2a inanıyorlar, putlarına O’nunla kendileri arasında bir şefeatçi görüyorlardı. Yerin ve göğün Rabbinin Allah olduğuna, her şeyin hakiki sahibinin O olduğuna inanıyorlardı Yine müşriklerde, iblis gibi Allah’ın izzetine ve ilmine imân ediyorlardı. Ayrıca, cünüplükten temizlenmek için yıkanıyorlar. Ölüleri yıkıyorlar ve kefenliyorlar, yine ölülerine Allah’tan rahmet diliyorlar, SÜNNET oluyorlar, KÂ’BE-yi tavaf ediyorlar, Hacer’ül esvede saygı gösteriyorlar, SA’Y yapıyorlar, Kurban kesiyorlar, Hazreti İbrahim’in hatırasına ta’zim ve hürmet gösteriyorlardı…

..Müşrikler bir çok şeyi bilmelerine ve hattâ inanmalarına rağmen Resûl’e (S.A.V) ittibâ etmiyorlardı. Onların nazarında değerli dünyalık olan şeylerdi”

Peygâmberimiz (S.A.V) Efendimiz sayısız insanın Cehennemden kurtulacağı BEREÂ’t gecesinde, ALLAH’ın yüzlerine bakmıyacağı kişilerin başında ŞİRK’e düşenleri, yani MÜŞRİK’leri saymıştır. ŞİRK ve MÜŞRİK mevhumlarını idrak etmeğe çalışalım. Şöyleki

ŞİRK’in HÜKMÜ:

İslâm dört tavrı küfür sayar, bunları fiiliyata geçiren dört tipi de KÂFİR olarak değerlendirir: İNKÂR- Küfürdür, MÜNKER- Kâfirdir. ŞİRK- Küfürdür. MÜŞRİK- Kâfirdir. İRTİDAT- Küfürdür, MÜRTED- Kâfirdir. Ve NİFÂK- Küfürdür, MÜNÂFIK- Kâfirdir ( Önce Küfürün manâsı, Hakikati ketmeden, örtendir) Ehl-i küfür İSLÂM’ın dışında olması hasebiyle, böyle ölürse ebediyen cehennemde kalacak olan d3emektir. İşte şirkin ve müşrikin Dindeki hükmü budur.

MANÂSI:

Şirkin ne olduğunu anlamak ve müşrikin de kim olduğunu tanımak için Evvelâ TEVHİD’i idrâk etmek lâzımdır. Bilindiği vechiyle ALLAH’ın ESMÂ’UL HÜSNÂ=Güzel isimlerinden biride. “el-VÂHİD” ismidir. Bunun manâsı ise, “TEK: Zatnda, Sıfatlarında, İşlerinde, İsimlerinde, Hükümlerinde asla şeriki (ortağı) veyâ nzîri (benzeri,dengi) bulunmayandır.

ALLAH’ü TEALÂ ZATINDA BİRDİR; O’nun yarattığı ve ayakta tuttuğu bir mahlûk hiç O’na denk olabilirmi?

SIFATLARINDA BİRDİR; Hiçbir sıfatının benzeri başkasında yoktur. Mahlûkâtta, bilhassa insanlarda O’nun sıfatının benzeri değil, izleri ve nişâneleri vardır ki: onlardan Allah’ın yüce sıfatları sezilir ve imân edilir.

İŞLERİNDE BİRDİR: Her şeyi yaratmakta tedbir ve idârede hiçbir yardımcıya ihtiyâcı yoktur. Maddi, manevi sebepler, kendiliklerinden hiçbir şeyde müessir olamazlar.

İSİMLERİNDE BİRDİR: Esmâ’ûl Hüsnâ’sından hiçbir isimde hakîki ma’nâsı ile benzeri yoktur..

HÜKÜMLERİNDE BİRDİR: Hakimiyyet münhasıran O’nun şânıdır. Sevabı, ikâbı, halâlı, haramı tayin etmek ancak O’na mahsustur. Şu haramdır, şu halâldır demeğe Allah’tan başka kimsenin selâhiyyeti yoktur.

Bu beyan edilen hususlarda Allah’a bir denk bulunabileceğini düşünmek, kabûl etmek işrktir.

ŞİRK: Yaradılmışlar içinde herhangi birini bu hususların herhangi birinde Allah’a benzetmek veyâ Allahâ ortak tutmaktır. Bunun neticesi o mahlûkun da mabûtluğunu kabûl edip ona tapmaktır.” (a)

ŞİRKİN ÇEŞİTLERİ: “ İnanç yönünden: Allah’ı birleyen bir mü’min, bu imân ve inancını ameli olarakta tatbik edebilirse, inanç ve amel hususunda tam mü’min, kâmil bir Müslüman olur…

Bu inancını amellerinde tatbik etmezse, o zaman da inancı bakımından mü’min olmakla beraber, ameli yönünden bir müşrik durumunda bulunur ve fasık olur. Ve bundan dolayıdır ki, mecburiyetten de olsa müşriklerin uyruğu altında kalıp hükümlerine ve amellerine uyup da iştirâk etmek becburiyyetinde kalanlar, inanç veyâ amelle alakalı olarak şirke sürüklenmekten kurtulamazlar.

Kâlp ve inanç itibariyle karşı olmakla beraber, amel bakımından muvafakatı AMEL’i ŞİRK’i, kâlben rıza göstermek ise İTİKÂDD’i ŞİRK’i ihtiva edeceğinden; ( 6/En’âm Suresi,121 nci Âyetinde) “ Eğer onlara itâat ederseniz, muhakkak müşrik olursunuz” Buyurulmuştur.(b)

Her mü’minin İmân ve şirk hususlarını çok dikkatlice tahlil, tahkik ederek hakikati tatbik etmesi, etmemiz her iki cihan saadetinin anahtarı olduğunu, ve bu anahtara sahib olunmasının kıldan ince, kılıçtan keskin bir mizan içerisinde bulunduğunu idrak etmemiz lazımdır Ve Bereâ’t- Nefsi muhakeme ve muhasebe gecesi olduğunu, bu gecede Yani 15 ŞABAN gecesinde, Peygâmberimiz (S.A.V)’in,” Şaban ayının 15 nci bereat gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de ORUÇ tutun” tavsiyesinde bulunmuş, daha sonra da gecenin önemini şöyle açıklamıştır: “ Çünkü Yüce Allah, bu gece dünyâ semâsına rahmetiyle tecelli eder ve “ Yok mu tövbe eden, tövbesini kabûl edeyim! Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim! Yok mu şifâ isteyen, şifâ vereyim! Yok mu başka isteği olan, ona da istediğini vereyim!” di,ye tanyeri ağarıncaya kadarhitab eder.” (İbn-i Mâce) İşte Efendimiz (S.A.V) geceyle alakalı olan bu müjdeyi vermiştir. Yine (S.A.V)’ğin bildirdiğine göre. “Bir topluluğun (ehl-i kelp kabilesinin) sahip olduğu koyunların üzerindeki sayılması gayrimümkün tüylerin sayısımdam daha fazla günâhkârın bağışlandığını/bağışlanacağına havi bir gecedir.Evet bu gece hal ve etvarımızın muhasebesinin yapılarak günahlardan kurtulmak ve dolayısıyla arınmak satleridir.

Evvelen de arıtılmasıicabeden de mağfiretle rahmetin coştuğu, adeta bendlerinden aştığı ve ihlaslı gönüller menbaına ulaştığı bu gecede.. Bağışlanması gayrimümkün olarak ilk sırada zikredilen ŞİRK’tir. Bundan dolayı da ilk önce yapılması mecburiyet kesbeden tövbe ve arınmak ameliyesi, küfürden dönmek ve arnmaktır. Bu husus zaten mü’min olmağın da müsliman olmağın da olmazsa olmaz şartıdır-farzıdır. Çünkü küfürden tövbe etmeden imân bahrine ulaşmak kesinlikle söz konusu değildir/olamaz da. “LÂİLÂHE” demeden, yani, “ İlâhlığa yeltenenlerin, ilâhlaştırılanların hiçbirini tanımıyorum ve onların hepsini reddediyorum” demeden sadece “ALLAH” demek imân için asla ve kat’a yeterli değildir. “ Lâilâhe illâllah Muhammedü’r resûlûllah demek ve bunu tereddütsüz, bilâ kayd-u şart gönülden kabûl ve tasdik ederek tün beşeri ilâhlara ve onların mukaddeslerine bağlılıktan tövbe etmek, yalnız Allah’a ve O’nun yoluna yönelmek, imân etmeğin ve islâma girmeğin ilk adımıdır. Allah dostları bu ilk adımın mecburiyetini güzel bir kelamla vecizeleştirerek “ Lâ süpürgesiyle yolları temizlemeden , illâllah sarayına ulaşılamaz” demişlerdir. Elmalılı tefsiri diye şöhrete ulaşan değerli eserdeki şu ifadeler de , bahsin özel ve önemini kör olmayan gözlerin önüne sermektedir:

“” Femen yekfür bi’t-Tagut ve yümin bi’llâh= Her kim taguta , azgınlara veyâ azgınlıklara küfredip(inkâr edip), Allah’a imân ederse, yani samimi bir kâlp ile, “Lâilâhe illâllah= Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” diyerek önce o tagutları kökünden siler, sonra da bütün varlığıoyla Allah’a imân eder ve dolayısıyla Allah’ın görevlendirdiği Peygâmberleri, HAKK’ın indirdiklerini tasdik ederse, “Fekadistemseke bi’l urvet’il vüska= o mutlaka en sağlam kulpa yapışmıştır”…
BU ÂYET kesin olarak ifade ediyor ki: Allah’ın birliğine inanan bir mü’min olmak için, Allah’a imân etmeden önce küfre tövbe etmek şarttır. Ve bu tövbenin şartı da tagutları asla tanımamağa kesin karar vermektir. Yani tövbei Nasuh yapmaktır…. BU ÂYET LÂilâhe illâllah “ Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” kelimei tevhidinin bir tefsiri demektir” diyor. (c)

Açıklandığı gibi, Allah’a iman, küfürden tövbe etmeğe, küfürden tövbe etmek de tagutları reddetmekle olur. Tagut ise “Hakkı tanımayıp yani hakikati örterek inkâr ederek azan ve sapan her kişi ve her güce verilen Kûr’ân-i addır. (ç)

Bu gece de neler yapmamızı emredersiniz diyenler, Peygâmberimizin (S.A.V) böyle bir gecedeki şu ameli bizlere en büyük delildir. Efendimiz (S.A.V) Yüce Allah’a şöyle yakarır.

“ Yâ Rabbi! Sana kendimden geçerek secde ediyorum. Yürekten inandım Sana. Nimetini ikrar, günâhımı itirâf ederim. Nefsime zulmettim; beni affet. Çünkü Senden başka günâhları bağışlayan yok.” (d)

Sırat-ı müstâkimüzere yaşanılan bir vasatta. Resûlûllah (S.A.V) kendisini “ Günâhımı itiraf ederim. Nefsime zulmettim; beni affet” demek durumunda kalıyorsa ki geçmiş ve gelecek günâhlarının affedildiği Allah tarafından müjdelediği halde- Yüce Rabbimizin “ İşte bu Benim dosdoğru yolum ona uyun” (ç) buyurduğu sırat-ı müstâkime, Yani Kûr’ân-ın çerçevelediği İslami bir hayata sırt dönen, İlâhi emirleri fütursuzca çiğneyen, ilâhi yasakları başına taç eyleyen, şu iblisi dünyanın dindarları yani dini darları olarak çıkmaz sokaklarda buhran ve bunalımlar içinde kıvranan çağdaş Müslümanların acaba ne demeleri lâzımdır?
O gece için Hazreti Aişe validemiz (r.anhüma) naklediyor.

“ Resûlûllah (S.A.V) namaz kılmağa başladı. Kıyamı hafif tuttu. Secdesini ise gecenin yarısına kadar uzattı. Sonra ikinci rekâta kalktı. Kıraatini hafif ettikten sonra secdeye vardı. Sabaha kadar secde de kaldı. Resûlûllahın (S.A.V) o kadar uzun secde de kalmasından ruhu kabz olundu sanmıştım. Endişe ile mübârek ayaklarına dokundum. Vefat etmediğini anladım. O, secdesinde şöyle düa ediyordu:

“ Yâ Rabbi! Sana kendimden geçerek secde ediyorum. Yürekten inandım Sana. Nimetini ikrâr, günâhımı itiraf ederim. Nefsime zulmettim; beni affet, Çünkü Senden başka günâhları bağışlayan yok.

Allah’ım! Cezândan affına sığındım. Gazabından rızana güvendim. Seni hakkı ile öğmekten acizim. Seni ancak Senin kendini senâ ettiğin gibi senâ ederim.” (e)
Muhterem hürriyet mahrumu Müslüman kardeşlerim. Bilirsiniz Peygâmberlerin (aleyhimüsselam) görevleri tebliğ, mü’minlerin görevi ise emr-i bil ma’ruf, nehy-i anil münker, yani iyiliği emretmek kötülüktende sakındırmaktır. Müslüman müslümanın kardeşi olduğuna göre, hiçbir kardeş kardeşinin yanmasını istemez- istisnalar hariç ki kaideyi bozmaz.

Bu mübarek gecede bereatımızı almak için bütün gücümüzle tazarru ve niyazda bulunalım der Allaha emabnet eylerim gönül dostlarım.

(a) Ali Osman Tatlısu.
(b) M.Hamdi Yazır.
(c)Et Tergib vet Terhib. C-2 Syf,242.
(ç) 6/En’am 153.
(d) A.G.A..
(e) Hayreddin Karaman.
(f) M. Hamdi Yazır. Hak dini Kûr’ân dili
(g) Prf dr Ali Özek.

“ Kıyamet günü Allah’ü Tealâ üç kısım insanlara rahmet nazarı ile bakmaz:

1. Alış verişte ( ticaret yaparken) yalan söyleyerek fahiş fiyatla mal satana.
2. Çok sık yemin edene.
3. Suyu olduğu hâlde vermeyene.” (Hadisi Şerif)
“Bir kimse, kendisi için veya başkası için 70.000 kelimei tevhid-i okursa , günâhları affolur” (Hadis-i Şerif )
– Kiminle gezdiğine, kiminle arkadaşlık ettiğine dikkât et. Çünkü; Bülbül ile arkadaş olunursa, o GÜL’e götürür arkadaşını. Karga ile olunursa beraber oda ÇÖPLÜĞE götürür arkadaşını-
“ Dini bütünve vakar sahibi olunuz! Çünkü böyle olan, kötü, çirkin, ahlâka sığmayacak şeylerden uzak durur.” (Abdulvahid bin Zeyd (r.a)

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP