AYDIN MESELESİ

ABONE OL
Mart 26, 2012 11:55
0

BEĞENDİM

ABONE OL

09 plakadan bahsetmeyeceğim tabii ki. Memleketi için kafa yoranlardan bahsetmek niyetim. Gel gör ki ulaşılamazlıkları da AYDINLATMA misyonlarını gölgeliyor gibi..

Ben öyle çok geri tarihlere kadar inecek falan değilim. Cumhuriyet dönemi bile yeterince aydın (!) dolu. Cumhuriyet dönemi aydın tiplemesinin ve kültürlü insan anlayışının aslında ne kadar cılız, nasılda at gözlüğünden bakan ve bizatihi kendi kültürel birikimine küstah bir bakışla yaklaştığını gördükçe olmaz olsunlar diyesim geliyor. Dikkatle inceleyecek olursanız; hem söylemlerinde ve hemde eylemlerinde sürekli bir batı hayranlığı sezersiniz. Güya okumuş-yazmış taifedirler. Aslında batının figüranı oldukları besbelli de koyunun yokluğunda Abdurrahman Çelebi olmuşlar.

Şu günlerde en popüler karşı çıkış 4+4+4 üzerine kurgulanmış durumda. Bilen-bilmeyen herkes bir yönünden konuyu eleştiriyor. Özellikle 5 yaş ikamesi çok kişiyi tedirgin etmişken bende şunu araya sıkıştırma lüzumu görüyorum. Hani 7 YAŞ EĞİTİM İÇİN ÇOK GEÇti? Bunu da aydın kesim dalga dalga ve hatta Tv kanallarında bile reklem edip-destek istememiş miydi?

İmam-Hatiplerin orta kısmının açılmasına yönelik bir operasyon olarak yorumlayanlar 2.kurguyu oluşturuyor. Ne olurmuş orta kısım açılırsa? Bunun cevabını veren yok ama bunun için bağıran çok! Milli Eğitim Bakanlığı müfredatı dışında bir eğitim yapma şansı mı var? YOK! Açıkcası ben; diliyle,ilmiyle ve kültürüyle İslam Dini’nin öğretilmesinde bir mahsur görmüyorum. Özellikle de bu işi okullarda yapmazsak dışarıda yapılacağını herkesin de pekâla bildiğini söyleyebiliyorum. Sanki bu eğitim verildiğinde ticaret ve sanayi alanına girilmeyecek, bilime ilgi ortadan kalkacak! Hayatın gerçeklerinden bu kadar uzak olanlar nasıl aydın olabiliyor?

Sonradan görmenin biri yeni ve kocaman bir ev yaptırmış. Eşi de kendisinden ”gittiğim her partide kocaman kitaplıkları olan yerleri var, bizimde olsun” isteğinde bulunmuş. E zengin olan kültürlü de olmalı ve bunu da yansıtmalı tabii ki. Adam hemen evin müstesna bir köşesine kitaplar için raflar yaptırmış, aydınlatmalarını yerleştirmiş hatta ileri gidip okuma bölümleri bile oluşturmuş. Dostlarına da şatafatlı görünüm için görüşlerini sormuş. Bencileyin bir aklı evvel de ”iyi-güzel de kitaplar nerde?” diye soruvermiş. Adam zengin ve çok bilgili ya; ”ondan kolay ne var efendim, bir sonraki davette onları da görürsünüz” demiş. İçten içe de sinirlenmiş hani. Sana ne be adam kitap yokluğundan! Neyse adam bir büyük kitap evine gidip-durumu anlatmış; kitapevi yetkililerinden evine adam yollayıp-ölçü aldırmalarını istemiş!!! Ne olduğunu anlayamayan kitapevi sahibi kendisi elinde çelik metre beyefendi ile eve gitmiş. Hazırlanan bölümü görünce çok ama çok sevinmiş. Kitaba ve bilime değer veren yaklaşımından duyduğu sevinci dile getiren cümleler sarf etmiş. Bu cümleler adamın ruhunu okşamış elbette ama ”siz onu-bunu boşverin, buraya kaç metre kitap girer onu söyleyin!” deyivermiş..

Evlerindeki küçük-büyük bir köşede duran ve kapağı bile açılmamış kitaplarıyla kendilerini pek kültürlü sanan aydın kimlikler; dini eğitimin ne olduğunu, dini tanımanın nasıl bir ruh durumu yarattığını hiç bilmedikleri için ne Dostoyevski’yi, ne Tarkovski’yi anlamaz-ayırd edemez ve tanımazlar..

Keşke bu aydın kimlikli -bu ünvanı onlara kim verdiyse- adamların din karşısındaki ürküntü ve cehaletleri samimi bir arayışın sonucu olsaydı. Yıllar boyu bir derin boşluğu kullanarak kendilerine hak edilmemiş bir yer edinmiş olan bu aydın kisveli adamlar; din kültürünün bugünkü yaşanan ve çoğu kez kaos diye ad bulan olumsuz yaşantılara kendi iç çözüm önerilerini hiç görmediler. Allah sevgisini Allah korkusu kurgulamasına dönüştürdüler. Korku kültürü ile geçiştirilen öğretim faaliyetlerinin sonunda bile geldiğimiz nokta belli iken halâ aydın, halâ aklîselim insanlar arıyoruz.

Gerçekten bunlara ihtiyacımız var mı? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kendi özgür iradesiyle TBMM gibi bir üniteyi oluşturuyor ama oraya kendi vatandaşının oylarıyla gidenler, vatandaşını azarlama cür’eti gösterebiliyor! Vatandaş en ufak bir kusurlu davranışta cezalandırıyor ama oraya giden devlete bile ağıza alınmayacak laflar ediyor-bir başkaldırı nitelikli söylemlerle bas bas bağırıyor. Ona ceza yok!

”Isparta’nın şu şu sorunu var. İktidarda 2, muhalefette 2 temsilcimiz var. Elbirliğiyle hareket etseler şunları Isparta’ya kazandırma şansımız var” dediğiniz anda seçtiğiniz vekillerden size eleştiri geliyor! Heyhat! Bu nasıl iştir? Sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları tabii ki alanlarının akîl adamları olmalı. Tabii ki onlar daha çok ses çıkarmalı. Ne demek onlara ”yanlış düşünüyorsunuz, biz sizin için herşeyi yapıyoruz” 2030 bizim için uzak hedef. Biz daha 2012’deyiz. Atı alan Üsküdar’ı geçmeden birşeyler istiyoruz. Hemen-şimdi.. BANA AYDIN LÂZIMSA BU KONUDA LÂZIM. Sahi; Isparta’nın aydınları kim? Bilen var mı?

Selam ve saygılarımla

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP