ALTIN 194,0383
DOLAR 4,7300
EURO 5,4762
BITCOIN $6.766
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Isparta 24°C
Gök Gürültülü

Toroslar’ın Yörük’leriyiz, biz..

08.02.2017
A+
A-

Annem ve babam, Yaz tatillerin de kardeşimle beni, Arslanköy’ün de yaşayan dedemle, ninemin yanına bırakırlardı.
Çocukluğumuz da dedemlerin, Toros dağlarının, Eteğin de kurulu kıl çadırların da, kalırdık.
Ninem sütlerini, keşik yapardı.
Bütün yörükler birbirin de sırayla biriktirirler di, sütlerini.
Peynirler çalınır, keçi derisinden yayık da tereyağı yapılırdı. Başın da beklerdik yayığın. Tereyağı yapılacak olan ayranın, köpüğünden otlanmak için.
Çok otlanırdım ben..
Ninemin divan altın da tuzlu tereyağı bidonları olur du.
Sürekli onları aşırtladığım da, benim parmaklar bidon içlerin de gezerdi.
Zaten bebekken imeklemeye başladığım da, beni hep BAL bidonlarının yanın da bulurlarmış. Parmaklarım ondan uzun sanırım.
Dağlar da yelmik toplardık, yufka veya bazlamanın arasına dürüp, dürüp yerdik. Haa birde çiriş otu vardı. Onu yumurtayla birlikte teyzelerim pişirirlerdi. Yine olan benim parmaklara olurdu. Kısacası bir kilo pirzolaya degişmezdim o lezzetleri.
Çocukken en çok sevdiğim de, köyün taş fırının da pişen somun ekmekleri olurdu. Anneannemin tuzlu tereyağı o ekmeğin içine girdimi, benim mide de bir şölen başlardı.
Bazen yağmur yağardı,
yıldırımlar düşerdi ve biz, her gök gürlediğin de, Şehadet getirirdik.
Ölümün her an yanı başımızda olduğunu,
o zamandan bilirdik.
Büyüdük, halen unutmadık ölümü.
Ve ölüm her an gelirse yanımıza diye,
Allah’ın rızasını kazanmak için iyiliğin bu Dünya da bırakılacak asıl miras oldugunu, dedemden, ninemden, annem ve babamdan öğrendik ilk önce.
Dedemin, Ninemin koyunlarını,
keçilerini, kuzularını çok sevdik.
Yeri geldi,
koçlardan, sırtımıza sağlam boynuzlar da yedik.
Koşarken, çok uçtu yemenilerim, havaya.
Ata da bindik,
bazen de sağlam düştük, yere. Bayırlardan aşağı,
taşlı yollarda çok koştuk,
diz kapaklarını çok dağıttık,
yara bere içinde çok gezdik,
ama asla pes etmedik,
korkmadık, yılmadık,
yine düştük yine kalktık.
Biz, bizim yaşıtlarımız da ki muhallebi çocukları hiç olmadık.
Biz, böyle yetistirildik.
Dua ile yürüdük,
dua ile koştuk,
dua ile sabır ettik,
dua ile büyüdük.
İstanbul da pamuk balyasının
için de büyümedik.
Dedik ki,
düşmez kalkmaz bir Kadir
Allah var.
Biz, pes etmedikçe alem üstümüze geldi. Alayınız gelse ne yazar,
biz usluyuz, biz anlayışlıyız,
menfaati, yalakalığı,
şerefsizliği, sevmeyiz
fakatttt şunu unutmayın;

Biz uzaklardayız diye meydanı boş bilmeyin.
Bakmayın öyle kuzu gibi baktığımıza,
haksızlık karşısın da,
kurt da oluruz, Aslan da…
Tersimize giderse,
bizim de Yörük damarımız var,
şansını deneyen,
nasibini de alır,
HAK’kı neyse, hakkını da…!
Nurhayat Küçük.

ETİKETLER: ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.