TAKLİT-Çİ

İlk defa severek izlediğimiz Kim 500 milyar ister yarışmasında fark ettim. Ailecek heyecanla izlediğimiz, kendimizi etrafımızdakilere tatlı bir rekabet içinde denediğimiz yarışmanın tıpkısını bir Hint filminde izleyince ne yapacağımı bilememiştim. Tek tepkim artık izlemek istemiyordum. Kanallar arasında gezerken bazen rastlarsam kısa bir süre duraksıyor, sonra başka bir kanala geçiyordum. Bir yarışma programının böylesine bire bir kopyasının yapılmasını açıklayacak kelime bulamıyordum. Bu kopya durumu zaman zaman diziler içinde konuşuluyordu. Mucize doktor dizisini sergilediği masumiyet içinde izlerken kızım baba bu dizinin de kopya olduğunu söylüyorlar deyince araştırdım. İçimden kocaman bir yuh çektim. En son Hekimoğlu’nda da aynı sözleri işitince bu kadarı asıl olabilir diye düşünmeye başladım.

Gelin isterseniz hep beraber düşünelim,1922 yılında dünyaya örnek olacak şekilde üzerimize çullanan kapitalist devletlerle savaşıp, güzel bir zafer kazanmış bir milletin çocukları yüz yıl sonra bile kendilerine özgü bir yarışma programı geliştiremiyorlar. Lütfen çok sevilen, tutulandizilere, programlara dikkat edin, batılı bir yerlerden kopya olma potansiyeli kuvvetle muhtemel sayılıyor. Neoldu, neler yaşadık kiaskeri alanda kazandığımız başarıları kültürel alanda gerçekleştiremedik? Sadece kültürel alanda değil,bilimse,tıp,sanat hatta spor alanlarında da birilerinin takipçisi olmayı yeter sayıyoruz. Törenlerde Mustafa Kemal Atatürk’ün hedefimiz çağdaş ülkeler seviyesine hatta ötesine taşımak vasiyetini tekrar eden bizler neden kötü bir kopyacı olduk?

Biz fabrika kuramayız, biz uçak üretemeyiz, biz otomobil yapamayız, biz tıp cihazı yapamayız, biz olimpiyatlarda altın madalya alamayız düşüncesi tartışmaya gerek görülmeden kabul görüyor. Ne yarışması oluşa olsun, yarışmacılardan biri batılıysa kazanan belliymiş gibi bir hava estiriyoruz. Bunları anlatmaya başladığımda çevremdeki insanlar kullandığı cep telefonunu, bindiği arabayı yada ne kadar iyi bilgisayar kullandığınıifade etmeye çabalıyorlar. Bu yanılgıyı ifade etmekte fayda var. Başkasının bulduğu ve satışa çıkardığı bir yeniliği ne kadar iyi kullanırsanız kullanın kullanıcıdan öteye geçemezsiniz. Yani yine kötü bir kopya sergileyip komik duruma düşüyoruz. Herkes şuna saygı duyuyor, siz bir yeniliğin üzerine yeni bir kullanım alanı oluşturabiliyorsanız itibar kazanıyorsunuz. Yoksa parasını verip bir şeyi kullanmak bizleri kesinlikle birinci lige çıkarmaz, başkalarını taklit edenler hiçbir zaman baş rol oynayamazlar.

Özgün olmayan, yani kendisi olamayan nesiller yetiştirdik. Can düşmanına hayran, babasını öldürene aşık insanlarla nasıl yola çıkarsınız, nasıl başarılı olabilirsiniz? Başkalarının çizgi filmleriniizleyerek, masallarını dinleyerek büyüyen ama kendi kültürüne yabancı kuşakların hali aslında şaşırtıcı olmamalıdır.Peki bu neden önemli diye soru sorarsanız, bende kendileri gibi olamayan insanlar bir medeniyet kuramazlar diye cevap veririm.Giyimi,kuşamı,kafa yapısı, duygu dünyası hayran olduklarını taklitle dolu kimselerin özgün bir eser meydana getirmelerini beklemek boş bir hayaldir. Bütünvaktini, enerjisini, parasını maymunluk yaparak harcayanlar ancak alay konusu olabilirler.

Taklitçilik hastalığı nereden yakamıza yapıştı, nasıl mücadele edebiliriz konusunu başka bir yazımıza havale ederek kopyaçekmemin benliğimize ne kadar olumsuz tesirler oluşturduğunu örneklendirmek istedim. Nazım Hikmet yerel olmadan, evrensel olamazsınız derken taklitçiliğin yanlış sonuçlarına dikkat çekmek istemişti.

İlginizi Çekebilir bu yazı ile alakalı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. TAKLİT-Çİ için yorumda bulun

    TAKLİT-Çİ için henüz bir yorumda bulunulmamış! Hemen üst alanda bulunan formu kullanarak TAKLİT-Çİ için ilk yorumu yapabilirsin.