ALTIN 214,3620
DOLAR 5,3800
EURO 6,1034
BITCOIN $3.406
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Isparta 9°C
Sağanak Yağışlı

Osmanlının Ispartası

12.07.2018
A+
A-

Yaşadığımız yerle ilgili tarihi bilgiler hep ilgi çekici olmuştur. Size özelmiş gibi gelen çınar ağacınız, köprünüzün yada mescidinizin önceden de var olduğunu kabullenmek insana büyük bir varlığın parçası olduğunuz hissini verir. İlk kim yapmıştı, acaba nasıl olaylara sahne olmuştu soruları ile hayaller gölüne dalarsınız. Sağlıklı bilgilerle oluşmuş tarih bilinci bir taraftan özgüven aşılarken bir taraftan da bunlara ayrı bir anlam yüklediğimizden oraya sevgiyle bağlanıveriyorsunuz.

Bizde tarih deyince hep kupkuru bilgilerin dizilmesi aklımıza geliverir. Şu tarihte şu olay olmuştu, bu falancaya sebep olmuştu. Olaylar ve tarihlerin bir resmi geçidini izlersiniz. Her şey sırasıyla önünüzden geçerler. Ama insanlar o olay olduğunda neler hissetmişlerdi, acaba nasıl karşılamışlardı. Bizim tarihlerimizde insan eksiktir. Tarihimiz insanların sevinçleri yada yaşadıkları acılardan bahsetmez. Gökçay kenarında kendi halinde yaşlı bir çınar ağacını görürsünüz. Karayolunun kenarındadır ve bulunduğu yerde araba yolu hafifçe daralmakta olduğunu fark ettiğinizde canınız sıkılabilir. Ama birisi yapılan araştırma sonucunda bu ağaç altı yüz yaşında derse büyük saygı duyar, belki döner tekrar çınarımıza bakarsınız. Peki, Türkler şehrimizi aldıklarında günün anısına bu çınarı dikmişlerdi denirse neler hissedersiniz? Neden yeterince insanımıza duyurulmuyor, ağacı koruma tedbirleri acaba yeterli mi diye mi düşünürsünüz?

Bayram Aygün gazetelerde yazılarını severek okuduğum bir yazardır. Yazılarından emekli öğretmen olduğunu bildiğim Bayram Aygün yakın tarihimize ait verdiği bilgileri ilgiyle takip ederdim. Karınca Grafikte Erdoğan Ünser’le koyu bir sohbet yaparken bir ara masadaki kitap dikkatimi çekti. İzin isteyip hemen incelemeye başladım. Osmanlının Ispartası isimli kitapta Bayram Aygün, Emre mahallesinde Lozan mübadilleri derneği vasıtasıyla daha önce Isparta’mızda yaşayan Rumların karşılıklı yer değiştirmesi esasınca Yunanistan’a göç edenlerin izini sürmüş. Onların çocuklarını, torunlarını bularak hüzünlü hatıralarına ve yazılı anılarına ulaşmış.  Kibar insan başka oluyor, ‘’götür, rahat oku’’ sözünü ikiletmeden kitabı çantama koydum.

Kitaplar her zaman vazgeçilmezlerim arasında olmuştur. Ama sevgilinizden bahseden başka aşıklar dikkatimi çekmiştir. Kitapta, bir çok bilmediğim konuyu hikayesi ile birlikte öğrenmek öyle etkilemiş ki elimden bırakamadım. Ulu caminin şehrimizin ilk camisi olduğunu, şehre gelen ilk Türklerin Karaağaç mahallesine yerleşmelerini, Rumların ve Ermenilerin Isparta’mıza katkılarını, Kaymakkapının hikayesini, halıcılığın gelişmesinin ekonomik hayatı nasıl parlattığını, Isparta Ticaret Odasının emsallerinden çok önce kurulmasını,1918 yılında elektriğin elde edilip sokak aydınlatmasında nasıl kullanıldığını, cami–kilise ilişkilerini, Isparta Mevleviliğini, Sülübey mahallesinde 1909 yılında kurulan Gül gazoz fabrikasını bir solukta okudum.

Kitapta uluslar arası fuarlara katılan Ispartalı esnafların mübadele ile birlikte nasıl büyük bir şok yaşadığını, bir Denizli, bir Kayseri olma savaşında gerilere düştüğünü anlıyoruz. Sıcacık Isparta tarihi hikayelerini okumak isterseniz Bayram Aygün’ün Osmanlının Ispartası kitabını tavsiye ediyorum.

Kitap temini için   bayramel.32@gmail.com

ETİKETLER: ,
YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.