ALTIN 209,6449
DOLAR 5,3366
EURO 6,0966
BITCOIN $5.566
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Isparta 10°C
Çok Bulutlu

Üniversitelerin mi iş bulanların mı kontenjanı artmalı ?

25.06.2015
A+
A-
Üniversitelerin mi iş bulanların mı kontenjanı artmalı ?

Her yerde olduğu gibi Isparta’da da üniversite öğrenci kontenjanı artırılmış. Bir çok öğrenci sevinecek malum ama keşke kontenjan kadar da işe giren mezun sayımız artmış olsaydı. Keşke diyorum çünkü üzülüyorum 4 yıl sonra bugün sevinen öğrencilerimiz de acı bir burukluk ve hüzün kaplayacak.

İnşallah 40 yılda çözülemeyen ve gün geçtikçe bir topak karın çığ olup büyüyüp gittiği sorun dağlarına dönüşen bu sorun 4 yıl sonrasına çözülmüş olur da biz söylediğimizden utanırız. Devletin ve yönetenlerin işi gücü günü savmak-savuşturmak başka bir şey değil. Planlama yok, istihdam planlaması hiç yok. Devletin hantallığı üzerine yapısal değişimler yapılamıyor. Özelleştirmeler devletteki iş gücü yükünü ‘kambur’ gibi görenlerin ağzına bakılarak yapıldı ama gel gör ki sokaklar işsiz ile doldu.

Ve Büyük Devletimizin tek yaptığı Avrupa Birliği’nin eğitim düzeyi normları düzeyine çıkarmak için diplomalı milyonlarca işsiz üretmek ve sokakları riskten kurtarmak için herkesi okullara tıkmak. Artık ne ara eleman var, ne kalfa, ne çırak. Üstüne üstlük devletin İşkur’cuları ve politikacıları ‘biz ne yapalım adama iş gösteriyoruz, iş beğenmiyor diyor’ gösterdiği iş ise eğitim görmüş mühendise bir ilkokul mezunu usta başı yanında kaynakçılık ya da alet çantası taşıyan amelelik yap demek.

Veya bir süt mandırasında yoğurt kasaları taşıyan veya iplik fabrikasında çuval taşıyan amelelik yaptırmak. Bu işleri ve bu işi yapanları horlamak değil burada anlatmak istediğim bu çocukları niye okuttuk. Devletin ve babasının cebinden neden milyonları döktük. Kısa yoldan amele, kalfa, çırak, pazarcı, şoför… her ne ise o işe yerleştirseydik ya da devletin ve velisinin harcadıkları ile bir iş kursaydı. O yüzden kontenjanların arttığına ben hiç sevinemedim. Sevinenler bu işin rantını sağlayan apartcılar ve üç beş esnaf olacak. Ve bir de gençlik hayallerini yaşayan zar zor puanlarla bir yerlere söz de üniversite diye ‘kapak attık aile baskısından kurtulduk’ diyen öğrenciler sevinecek. İnşallah ben haksız çıkarım. Saygılar, sevgiler.

ŞİMDİ SİZE NOKTASINA VİRGÜLÜNE DOKUNMADAN EĞİTİMCİ GAZETECİ ABBAS GÜÇLÜ’NÜN BİR YAZISI VE HEMEN ARKASINDAN BİR GENCİN YAZDIKLARINI AKTARIYORUM.

İŞTE ABBAS GÜÇLÜ’NÜN 15 MART 2015 YAZISI:

“Diplomalı işsizler ordusu SOS veriyor Üniversite sayısı 200’e yaklaştı. Açılmayı bekleyen daha 20 üniversite var… Üniversite mezunu işsiz sayısı da milyonlarla ifade ediliyor. Ve bugün yapılan üniversite birinci basamak sınavı YGS’ye iki milyon aday giriyor. Tam bir paradoks söz konusu. Diplomasız da olmuyor, diplomayla da… Peki bu kaos nereye kadar devam edecek? Örneğin 10 yıl sonra 10 milyon işsiz üniversite mezunundan söz edilirse, hiç abartı olmaz!.. Hâlâ seyretmeye devam mı edeceğiz! Eğitime küstürmeyelim Bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüklerin başında gençleri eğitime küstürmek gelir ama bu gidişle onları buna zorluyoruz. Okuduk da ne oldu diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Yani bu kadar zaman kaybına ve masrafa ne gerek var noktasına gelirlerse, bu onların kabahati olmaz. İşte bu yüzden bu konuya ciddi anlamda kafa yormak gerekiyor. Kim mi? Elbette Ankara’dakiler. En başta siyaset ama bir de anayasal olarak görevi bu olanlar var.

Örneğin YÖK. 2023 için nasıl bir yapılanma öngörüyorlar merak ediyoruz. Diplomalı işsizler kervanına her yıl yeni yüz binler eklemeye devam mı edecekler yoksa mesleki eğitim yelpazesini genişletip, tıkanıklığı ortadan kaldıracak yeni açılımlar mı sunacaklar?.. Keşke biraz da bu konulara kafa yorsalar… Aileler de mutsuz İşsizlik nedeniyle mutsuz olanlar sadece gençler değil. Aileleri de onlarla birlikte aynı ızdırabı çekiyor. Ve çok gariptir ki seçime sayılı günler kalmasına rağmen, bu konuya kafa yoran, çözüm üreten bir parti hâlâ ortaya çıkmadı. Oysa sadece gençleri değil, ailelerini de yakalayabilecekler ama ara ki bulasınız… Siyaset mademki hizmet için yapılıyor, işte bundan daha güzel bir hizmet olmaz. İşsizliğe çözüm üretme adına ortaya konulacak her projeyi canı gönülden desteklemeye hazırız. Yeter ki birileri bir şeyler yapısın…

İstihdam Bakanlığı kurulsun Her ne kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı varsa da işsizlik konusunda çok başarılı olduğu söylenemez. İşte bu yüzden, önümüzdeki yıllarda belki de ülkemizin en önemli sorunu olacak işsizliğe karşı olağanüstü yetkilerle donatılmış bir İstihdam Bakanlığı çok yerinde bir karar olabilir. Niye böyle bir bakanlık, çünkü bu konuyu diğer bakanlıkların hiçbiri ciddiye almıyor. Böylesi bir bakanlık, şemsiye bir bakanlık olarak, diğer ilgili bakanlıkların keyfi davranmalarının da önüne geçebilir. Bu arada, ne olur bir siyasetçi bu konuyu kendisine iş edinsin ve bu sorunu sadece kamuoyunun gündemine taşımakla kalmayıp, çözüm önerileri geliştirsin. Örneğin, kendi alanlarında iş bulma olanağı sıfır olan gençlere takviye eğitimle yeni iş kapıları açılabilir, örneğin önümüzdeki 30 yıl için yetecek kadar istihdam fazlası olan bölümlerden bazıları kapatılabilir, örneğin bazı yeni üretim modelleri geliştirilerek işsiz gençlerden bir bölümü bu alanlara kaydırılabilir… Özetin özeti: Ateş düştüğü yeri yakıyor. Siyasetçilerin evlerinde ve yakın çevrelerinde belli ki hiç işsiz yok. Tersi olsaydı, bu konuda bu kadar vurdumduymaz olmazlardı!”

İŞTE GENCİMİZİN YAZDIKLARI.

“İşsiz Profesörler!!! 20 yıl öncesinden bugüne kadar yapılan haberlerde hayretleri uyandırmak adına işsiz üniversiteliler anlatılıyordu. Çünkü bundan yine 40 yıl öncesinde liselilerin işsiz kalmadığı üniversitelilerin ise en iyi yerlerde olduğunu iyi kötü yaşım yettiği için bilen biriyim. Yani 1980 öncesi üniversiteyi bitirenlerin önünde halk ceket ilikler ya da süklüm püklüm olurlardı. Şimdi ne değişti? Herkesin bir şey olduğu zaman o bir şeyin değeri kalmış mıdır? Değişen tek şey değişkenlerdir. Yine az miktarda yöneticilik (müdürlük, koordinatörlük, şeflik vb.) pozisyonu var. Bunu seçerken de eğitime, yeteneğe ve tecrübeye bakılıyor. Bunun dışında kalan pozisyonlara da bugün üniversiteliler atanmakta ya da başlamakta veya çalışmakta. 40 yıl önce bir muhasebe görevlisi ortaokul yada lise mezunu iken bugün en düşüğü üniversite mezunu.

Zamanında okuma yazma bilmesine bile bakılmaksızın temizlik işçilerinde bugün en az lise mezuniyeti aranmakta. Hatta bir kısmı üniversite mezunu. Anlayacağınız zaman geçtikçe patronların ya da işe alanları kriterleri yükselmedi. Her yere okullar açıp ilk ve orta öğretimi zorunlu kılarak en doğru iş yapılmaktadır. Tabi içi boşaltılmış eğitimi eleştirmek için uygun bir yazı değil bu. Fakat burada ne yazık ki (ya da ne sevindirici ki) her ile açılan liseden bozma üniversitelerin olmasıdır. Henüz eğitmen altyapısına sahip değilken ve kalitesi bile yeterli değilken her ile üniversite açmak ve bir çok ilde özel üniversiteler açmak kadar doğru ya da yanlış iş yapılmamıştır. Dikkat ederseniz hem doğru hem de yanlış bir sistemdir. Çünkü üniversitelerde verilen bugünkü eğitim bir kaçı hariç kalitesizdir. Asistanları tam pişmeden eğitmen ve hatta akademik kariyer verirseniz ve onları Türkiye’ nin her yerindeki üniversitelere gönderirseniz üniversite mantığına kurşun sıkarsınız.

Bir de vakıf ve özel üniversitelerde eğiticilerini parayla çeken ve parayla eğitim veren kurumlar da varken o az kadrolara hangi seçilmişleri atayacağız. Yani fırsat eşitliği için doğru ama ekonomik düzen için yanlış bir eğitim sistemi olmamalıydı bana göre. Herkes artık iyi kötü lise mezunu olabiliyor. Hele ki sınıfta kalmaların yasaklandığı bir coğrafyaya sahipsek. Sadece çocuğumuz devamsızlık ile disiplinsizlik yapmasın yeter. Anlayacağınız lise mezunun bir seçkinlik hali kalmamıştır. Daha verilen eğitime girmiyorum bile. Oradan mezun birinin de (benim zamanımda her 10 kişiden 2′ ydi) yüzde elli şansla üniversiteli olduğunu düşünürsek üniversiteli olmanın da bir avantajı kalmamıştır. Farkındalık yaratmak için ya Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ gibi 5-6 üniversite mezunu olmak ya da diğerlerinde yüksek lisans yapmak gerekliliği vasıl oldu. Bu yüzden de artık yüksek lisanslara oldukça talep var.

Özel üniversiteler de parasıyla yapın diye devreye girince bugünlerin hemen biraz sonrasında bunun da kıymeti kalmayacak. Eee gençlik ne yapacak? En az Yrd. Doç. ya da Doç. olacak. Sonra iş arayacak. Yani anlayacağını gidişatımız bunun üzerine. Peki dün ile yarın arasındaki fark ne olacak? İşe atılma yaşı 40 yıl önce 18 iken yarın en az 28 olacak. Çünkü asistan oldun üstüne ünvan aldın en iyi ihtimal 28 bilemedin 30 yaşı bizi karşılayacak. Sırf yönetici olarak seçilmenin bedeli 12 yıl geç hayata başlamak olacak. Tabi ki en iyi üniversitelerin yüksek lisansı ile diğerlerinin Yrd. Doç. ünvanı arasında fark bana göre olmayacak ama daha çok para kazanmak için de bu zor üniversitelerde ünvan peşine koşulacak.

Özel üniversiteler de para karşılığı bir çok insanı Yrd. Doç, Doç ve hatta Prof. yapacak. Yani 3 yaşında ana okuluna başlayan oğlumun önünde hayata atılmak için en az 27 yılı var. Dile kolay geliyor değil mi? Ama hayatta herşeyi eşitlemek adına bazı şeyleri bayağılaştırırsak fatura evlatlarımıza çıkacaktır. Halbuki ilk, orta ve yüksek öğrenimin kalitesi yükseklerde kalsa ve herkesin değil sadece yönetici olabilecek pozisyonların tüm çalışma hayatına oranına göre bir üniversite kontenjanları olsaydı. Bugün yine çocuklarımız en kötü hayatlarındaki 4 yılı geri alabileceklerdi. Ama geçmiş olsun bize. Yapacak bir şey yok. Elimizden geldikçe onları hayata atılmak üzere hazırlamaya devam edeceğiz. Ya iktidara yakın olup devlete yerleştireceğiz ya da kendi yeteneklerini kullanıp gidebildiği yer ölçüsünde iş bulduracağız. Anlayacağınız çok işimiz var hem de çooook ”

Secattin Büyükdavraz-Araş.Gaz.Yazar-Hedef Tv İnt.Med.Grb.-Gazete 32

ETİKETLER: , , ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.