ALTIN 259,3534
DOLAR 5,6592
EURO 6,3832
BIST 101.849
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Isparta 30°C
Az Bulutlu

Akkeçili-Almadüzü Yörük Şenliği

28.12.2016
A+
A-

Ramazandan önceki son Pazar günüydü. Gurubumuz Atabey-İslam köye gül toplama etkinliğine katılacaktı. Telefonla arayan Akabey Akkeçili Yörük şenliğine gideceklerini, katılmak isteyip istemeyeceğimi sorunca tamam demiştim. Murat Tutuk, Sıtkı Elmacı ve Mustafa Dinç de gelecekti. Kısa zamanda kendini geliştirip fotoğraf üstadı olma yolunda hızla ilerleyen Mustafa Dinç eşiyle birlikte kendi aracıyla katılacaktı. Daha önce bu etkinliğe kendi mazeretim sebebiyle katılamadığımdan bir taraftan da merak içindeydim. Sırt çantası almaya gerek olmadığından hazırlıksız sadece oda yayla olduğundan ceket alarak katıldım.

Barla üzerinden Akkeçili köyüne doğru yol alırken daha önce Uluborlu görevim sırasında her hafta kat ettiğim bu yolu aşarken yaşadıklarımı tekrar yaşamaya başlamıştım. Köyün girişinde kocaman bir karakeçi heykeli bizleri karşıladı. Programa göre önce köyde yörük evi açılışı yapılacak, sonra köyden 4 kilometre yukarıdaki yaylaya çıkılacaktı. Yörük evi Baka projesi olarak yapılmıştı, yani taşımalı eğitimden dolayı boş kalan köy okulu bahçesine dördü küçük, biri büyük kıl çadırlar kurulmuş, binada elden geçirilerek yörük kültürüne ait eşyalarla öğretmen Mesut Taşdemir’in gayretleriyle yerel müzeye dönüştürülmüştü. Yörük evine vardığımızda milli kıyafetler içindeki gençler son hazırlıklar için koşturuyor, Senirkent kaymakamlığı bisiklet takımı kenarda bekliyordu. Açılış için protokol bekleniyordu ama biz hoş geldiniz gösterilerini bitirip binaları gezip bitirmemize rağmen katılım tamamlanamamıştı.

Sivas’ın yiğidosu Murat Tutuk neden yürümüyoruz teklifi üzerine köyden yaylaya yayan çıkalım fikri olgunlaştırılmaya çalışılıyor, ben çantam yok dedikçe 4 km senin için neki deniyordu. Mantığım bu mesafenin normal değil, tırmanış olacağı için dirense de demokrasi kaybedeni olarak kabul etmek durumunda kaldım. Mustafa Dinç fotoğraf çekmek için kalacak, bizde aracı burada bırakarak tırmanacaktık. Köy içinden başlayan yolculuğumuz kapalı bir havada devam etti, köyü arkamızda bıraktığımızda güneş yüzünü göstermeye başlamıştı. Toprak yalda sohbet ederek neşeyle yol alırken otlayan keçi sürüsüyle karşılaştık. Keçiler iri cüsseleriyle dikkat çekiyordu.

Fotoğraf makinaları hızla çalışırken honamlı denilen keçi sürüsünün çobanını tanıyan Akabey tanışığa koştu. Yolu aracıyla geçenlerin kaldırdığı tozları sineye çekerek tırmanıyor, köy ileri gelenlerine gelecek yıllar için yayan çıkış etkinliğini teklif edelim diyorduk. Derken geniş bir düzlükle birlikte kalabalığı gördük. Yaylaya gelmiştik, önce çeşme aradık, bulamayınca sorduk, yol boyunca üç yüz metre ilerde denince yapılan bir çadır davetini kabul ederek ikram edilen ayranları içtik.

Yayla yerinin ortası boş bırakılarak çevredeki ardıç ağaçlarının gölgelerine kara çul çadırlarla oba kurulmuştu. Dikkatlice bakınca her çadırın bulunduğu ağaca her ailenin ismi yazılı bir tahtanın olduğunu gördük. Muhtemelen birkaç gün önce gelip hazırlık yapılmıştı. Her çadırda ay yıldızlı bayrağımız dalgalanıyor, insanlar sevinçle birbirlerine ziyarete gidiyorlardı. Başta TRT olmak üzere birkaç TV kanalı çekimler yapıyordu. Bizde küçük bir kızla oğlanın milli kıyafet giymiş o tatlı halini görünce Kara Ömer Kaya obasına misafir olarak hem bu tatlı çocukları fotoğrafladık. Hem de ikram edilen karpuzdan yedik.

Etrafımız ardıç ağaçlarından bir deniz ve bizde onun içinde adada gibiydik. Burada bu yaylanın üzerinde bir yayla daha olduğunu, oraya Bediüzzaman yaylası da dediklerini(Çamdağı),oranın suyunun daha bol olduğunu belirttiler. Eğirdir gölü ve Kabaca’yı kuş bakışı gören yaylada gezerken Ramazan Kıvrakla karşılaştık. TV kanallarına yörük programları yapan bu renkli insanla bir röportaj gerçekleştirdik. Soruları gurubumuz adına Sıtkı Bey cevaplandırdı. Burada benim dikkatimi çeken kadınların heyecanıydı. Öyle ki çok yaşlı kadınlar bile kızlarının elini tutarak etrafı heyecanla geziyorlardı. Üç tane genç deve göç merakını gidermek yada çocuklarına tanıtmak için tur atıyordu. Omuzlara atılan yörük kumaşlarını satan satıcıdan yörük kıyafetleri konusunda bilgi aldık. Renkli kumaşın adı Kefiye idi, sekiz köşeli şapka ise olmazsa olmazdı.

Ortadaki boşluğa jeneratörlü ses sistemi bağlanarak anons yapılmaya başlandı. Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Derneği üyeleri, il kültür müdürü, Senirkent belediye başkanı ve kaymakamına plaketleri verildi. Gelen tebriklerden Akşehir Antalya, Polatlı ve Denizli Yörüklerinden temsilcilerin bulunduğunu anladık. Yapılan konuşmalardan yörük şenliklerine karşılıklı katılımların olduğunu anladık. M. Kemalin ‘’Gidin Toroslara bakın, tüten bir yörük obası görürseniz, biz hala bütün dünyaya kafa tutabiliriz’’ sözü defalarca söylendi. Sonra yörük geçişi temsili olarak yapıldı, develere yüklenen eşyalar orta yere gelince indirildi. Hemen çul çadır kuruldu, çadırın iyisi tütendir denilerek önüne ateş yakıldı.

Sarı elbise giyen bir adamı görünce merak edip sordum oda SDÜ de çalıştığını, elbisenin altın elbiseli adam olarak bilinen antik buluntuyu bire bir yaptırarak gençlere öğretmek amacıyla giydiğini belirtti. Misafirlere ikram edilen etli bulgur pilavı, ayran ve helvayı yedikten sonra üzerine Asker Mehmet Uşakları obasının ikram ettiği çayı da içtik. Burada sohbet esnasında çadırın üç tarafının açık olmasının gelen herkese açık olması ve herkese aç mısın diye sorulması adettir dediler. Burdur yöresinden gelen müzikseverler türküler söylemeye başladığında artık veda vaktidir diyerek toparlandık. Arabamızı köyde bıraktığımızdan Murat Tutukla ben yola çıkarak araç bakarken yörede pat-pat denilen bir araçta boş yer olarak aşağıya ineceğini görerek bindik. Maceralı bir inişten sonra aracımıza ulaştık. Bu yıl beşincisi yapılan şenliği geride bırakıp Isparta’ya doğru yol alırken aynı gün akşamına Ramazan sahuruna kalkılacağından kafamızda planlarımız vardı.

ETİKETLER: ,
YAZARIN SON YAZILARI
25 Nisan 2019
25 Mart 2019
25 Mart 2019
13 Mart 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.